Arşiv: Mart, 2009

Jean ile Geçen Hafta -2-

Geçen haftalarda iş değiştirmem, memlekete gidip aile ile hasret giderip traktör sefası yapmam vb gibi sebepler yüzünden bu köşemize elimizde olmayan sebepler yüzünden ara vermiştik. (Umarım üşengeçliğimi örten bir mazeret zinciri yaratabilmişimdir.)


Devamını oku

Yeni mezun girişimciler geliyor!

Geçen haftasonu arkadaşlarımla Beyoğlu’nda biraz oturmak ve sohbet etmek için nezih bir kafe ararken bir ilan gördüm. “birFİKRİNmiVAR?” yazıyordu ilanda. Hemen zihnimde her öğle yemeğinde ve arkadaş toplantılarında sürekli konuştğumuz “kendi işini kuracaksın abi..” muhabbeti geldi ve hafifçe gülümsedim…


Devamını oku

Hayatı kovalasak kaçmaz mı?

İnsan 25 olmamışsa henüz, her şeye yetişeceğini, her şeyi yapacağını düşünüyordur büyük olasılıkla.. en azından daha yapacağı, dönüşeceği, olacağı, asla olmayacağı, elde edeceği, sunacağı  kuracağı, yıkacağı, yakalayacağı, kaçacağı, gideceği, yiyeceği  çok şey olduğunu..  Küçükken algılamaya  anlamaya çalıştığı dünya ayaklarının altında serilidir sanki.. peşinden koştuğu, dahil olmaya çalıştığı yetişkinler dünyasının kıyısındadır artık..  hayatın-insanların-sistemin  onu yavaş yavaş yoracağından habersiz uzun yol koşucusu olmaya adaydır.. standart bir 45’liğe göre idealisttir, içtendir.. tüm kapıları aşka, deneyime, başkaldırıya, sorgulamaya, karşı çıkmaya, rest çekmeye açıktır.. çoğunlukla korkuya yada daha yumuşak ifadesiyle, tam çözemediği belirsizliğiyle yaşamın kendisine karşı duyduğu ürpertiye de açıktır.. en özgüvenlisinden en pısırığına bir ihtimaller yığınıdır 25’lik bir insan.. ilk cinsellik deneyimleri, ilk aşk, ilk ihanet, ilk üretim, ilk toplumsal başarı,ilk hayal kırıklığı, ilk sorumluluk  vs. yaşanmış yada yaşanmak üzeredir..  çocuksu bencillikten çıkıp,  yeniyetmelere özgü “isyankarlığını gerekçelendirme” hevesinden uzaklaşmaya başlamıştır.. hem ucundan yakalamış, neresinde duracağına dair bir fikir oluşturmuştur yaşamın, hem de daha henüz tam HAYAT İNSANI (feminist yanım hayat adamı yazdırmadı) olmamıştır.. hep karşısına dikilip duran DENEYİMSİZLİK sopası vurmaktadır kafasına..


Devamını oku

Ortalama plaza insanları

O gün de sıradan bir global mali kriz günüydü. Plazanın kapısından girdim ve rutin güvenlik kontrollerinden ve manyetik kimlik kartımı o meşhur plaza turnikelerinden birine okuttuktan sonra asansör sırasına girdim. Ortalama plaza insanları (”Ortalama plaza insanı” benim biraz her şeyi veriye indirgeyen işimizi hicvetmek biraz da iş ortamımıza gönderme yapmak için kullandığım bir kavram.) ile beraber önce sıraya girdim sonra da gelen asansöre bindim ve bizim ofisin olduğu kata gelene kadar plaza asansörlerine has ciddi sabah sessizliğine her zamanki gibi gıcık oldum. Her  katta inen ortalama plaza insanları kimsenin yüzüne bile bakmadan “İyi günler” deyip iniyordu. Her sabah o sessizlikte bu duruma gülmemek için kendimi zor tutarım. Bizim kata gelince asansörde kalan ortalama plaza insanlarına hiç de içimden gelmeyerek ve yüzlerine bakmayarak “İyi günler” dedim ve indim.


Devamını oku

Tüketiciler ekonomik krizde -1-

Son birkaç aydır Türkiye’nin en büyük gündemi (-ki tüm dunyada olduğu gibi-) ekonomik kriz. Deyim yerindeyse kriz haberleriyle yatıyoruz, kriz haberleriyle kalkıyoruz. Bu yazımda, Marketeer olarak, olaya başka bir açıdan bakmayı ve tüketicinin aklındaki en önemli konu ekonomik kriz olduğunda pazarlamacıların (bu terimi de hiç sevmiyorum, Türkiye’deki saygınlığı çok düşük, her neyse) bilmesi ve dikkat etmesi gerekenleri kendimce özetlemeye çalışacağımç

Kısaca tüketici davranışları ve tüketimi nasıl değişebilir, reklam giderlerimi artırmalı mıyım yoksa düşürmeli miyim, fiyatlarımı yükseltmelimiyim yoksa düşürmeli miyim, yeni ürün lansmanı yapmalı mıyım yoksa ertelemeli miyim gibi bazı sorulara aradığınız cevapları bulmanıza yardımcı olmaya çalışacağım.
Devamını oku

Çok yaşa futbol!

Bugün aslında başka bir konuda yazmayı düşünüyordum ama Kastelli’nin son yazısı beni kışkırttı. Konumuz futbol, evet şapkada başka konu vardı ama futbol hakkında yazacağım… Hem herkes yazıyor ben neden yazmayayım? Biraz oyunbozanlık yapacak olsam da amacım tamamen tadınızı kaçırmak degil. Jean’ın dediği gibi futbol üzerine yazmak rakı masasında vatanı kurtarmakla eşdeğer olsa da yazmadan edemeyeceğim. Öyle inanılmaz yeni şeyler, yeni fikirler olmayacak, sadece bir hatırlatma yazısı, biraz oradan biraz buradan… Eh lafını esirgemeyen Edi’ye de bu yakışırdı zaten, değil mi? Neredeyse herkesin bir fikir sahibi olduğu ve herkes için farklı anlamlar taşıyan futbola bugün milyarlarca insan ilgi duyuyor ve bu ilgi sayesinde futbol politika ve ekonomiyle iç içe geçmiş durumda. Bence, bu oyunun bu kadar kitleselleşmesi ve insanlar üzerinde yarattığı etkiler konusunda düşünmemek ve biraz fikir sahibi olmamak futbola hakettiği ilgiyi göstermemek anlamına gelir.


Devamını oku

Jean ile geçen hafta -1-

Bundan sonra her hafta dikkatimi çeken haberlere, verilere, sözlere ya da resimlere yer vereceğim ve kendimce minik yorumlar yazacağım. Umarım siz de yorumlarınızla aydınlanmamıza katkıda bulunursunuz.


Devamını oku