23-24-25 Nisan’ı anmak

Tarih en ilgili olduğum alanlardan biridir. Önemli ya da önemsiz günlerin hafızamda kök salması bu yüzden olsa gerek. Onca önemli gün arasında 23-24-25 Nisan üçlüsünün anlamı daha farklıdır benim için. Belki de yılın en önemli ardışık üç günüdür 23-24-25 Nisan. Ve her üç tarihte de başrol oyuncusu, biz kabul etsek de etmesek de, doğru da olsa yanlış da olsa, gururlansak da utansak da, biziz. Böyle bir durum hiç bir millete nasip olmaz, kıymetini bilmek lazım… Atalarımı tekrar saygıyla anıyorum…

Her üç güne de son yüz yılımızda çok büyük anlamlar yüklenmiş durumda ve bazı milletleri derinden etkileme gücüne bile sahip. Bazıları için büyük bir yıkım, bazıları için ise umut kıvılcımlarının atıldığı, milli bilincin yeşerdiği günler. 23 Nisan’da genç cumhuriyetimiz için yepyeni bir dönemin ilk büyük adımı atılırken, 24 Nisan Ermeniler için büyük bir yas kaynağı ve global anlamda birlik beraberliklerini bir kez daha pekiştiren bir tutkal, 25 Nisan ise Avustralya ve Yeni Zellanda için nedenini bile idrak etmekte zorlandıkları, nerede olduklarını bilmeden amansız bir ölüm kalım savaşında taraf olmaya mecbur kaldıkları cihan harbinde “aslında ben kimim” sorusunu sormaya başladıkları tarih.

Hrant abinin 23 Nisan 1996′da kaleme almış olduğu yazı benim yazmakta zorlandığım konulara tercüman olmuş:

Sancılı on yıllardan çıkmış ulusun tarihinde çok önemli bir akgündür 23 Nisan. “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” düsturunun meclis salonuna perçinlendiği gündür. Ve böyle bir günün “yaşam” denilen çocuğa ve geleceğe akıtılan mirasıdır. Türk Ulusu’nun belki de en akıllıca yaptığı öngörünün tarihidir. “Gelecek” ve “çocuk” ne de güzel buluşturulmuştur öyle. Ve de ne ustaca bir değerlendirmedir yıllar sonra 23 Nisan’ı sadece Türkiye ile sınırlı tutmayıp bütün dünyanın çocuklarıyla paylaşma düşüncesi. Türk çocuklarına da dünya çocuklarına da kutlu olsun.

Yeryüzünün dört bir yanına “savrulmuş” Ermeni Ulusu’nun tarihinde çok önemli bir karagündür 24 Nisan. Üç-beş Ermeni yan yana gelmeye görsünler. Alırlar ellerine pankartları dökülürler sokaklara hemen. Nedir bütün bunların sebebi, niçin yollara düşer bu insanlar 24 Nisan’da? Tarih, 24 Nisan 1915′in şafak vakti. Özellikle İstanbul’daki Ermeni aydınları, yazarlar, sanatçılar, öğretmenler, avukatlar, doktorlar, mebuslar teker teker alınırlar evlerinden. Götürülürler… ve bir daha da geri dönmezler. İşte, birkaç gün sonra bütün Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde gerçekleştirilen “Tarihsel Ermeni Dramı”nın başlangıcıdır bu tarih.

Kim nasıl anlayabilir bunu bilemiyorum, ama hem Ermeni olmak, hem Türkiyeli; hem 23 Nisan’ı yaşamak bütün coşkusuyla ve ertesi günün bir parçası olmak bütün hüznüyle. Kaç insan bu ikilemi yaşıyordur şu yeryüzünde? Ne anlaması kolay ne de anlatması.

Dilerim kimse de yaşamasın bu ikilemi bir daha. 23 Nisan nasıl daha bir coşkuyla yaşanır? 24 Nisan nasıl hafızalardan sildirilir? Bütün bunlar çözümsüz sorular değil aslında. 23 Nisan bütün çocukların olacaksa eğer ben derim Ermenistanlı çocukların da olsun bir biçimiyle. Çağırın onları da bu kutlamalara. Barıştırın çocukları birbirleriyle, tanıştırın. Sadece 23 Nisan da olmasın 24 Nisan’ı da katın içine. Daha da uzasın o günler, bütün nisanı katın, bütün baharı katın. Hadi siz beceremiyorsunuz diyelim, varolan kinler engel buna. Bırakın bari dünyayı çocuklara, onlar bu işi halleder, yeter ki engel olmayın siz.

Bir başka severim 23 Nisan’ları. Hem, bizim de hanımla evlendiğimiz gündür aynı zamanda. Gerdeğe girişimiz de 23 Nisan’ı 24 Nisan’a bağlayan geceye rastlar. İlk çocuğumuza can verdiğimiz andır o. Ne 23 ne de 24 Nisan. 23,5 Nisan’dır belki de o an.

Hrant abi bu bayrama tüm Nisan’ı eklememizi istemiş. En azından 25 Nisan’ı ekleyebilsek. Asıl bayram çocuklarımızın bir daha 23-24-25 Nisan’a benzer günleri yaşamamasını başarabildiğimizde gerçekleşmez mi? Belki de en büyük bayram budur. 1 ay boyunca kahramanlık şiirleri ezberletip halk danslarıyla büyüklere seyir keyfi sunarak çocuklara eziyet etmek değil.

Kaynak 1: Hrant Dink, 23.5 Nisan, 23 Nisan 1996.

Not: Bugün Fatih’in ölüm yıldönümü. Derin bir sevgiyle anıyorum.

VN:F [1.0.9_379]
Bu yazıyı değerlendirin:
Bu yazıyı paylaşın:
  • LinkedIn
  • del.icio.us
  • Reddit
  • Digg
  • StumbleUpon
  • Facebook
  • Google
  • Live

2 Yorum

bilgişafakdugan;   4 Mayıs, 2009

jean pierre yine kısa -sade-öz ve anlamlı anlatmış; Hrant abimizin de desteğiyle.. ama ne metinler vardir ki körlerin gözü görmez..
Hrantı anlamayan yüzlercesi gibi..
sağolll..

Keyifçi Danışman;   12 Mayıs, 2009

Ilkogretimlerine yeni baslamis cocuklar “Ali ata bak” fislerinin yaninda “Agop ata bak” fislerini de kullandiklarinda, 40 kisilik Turk milli takimi kafilesini Erivan Havaalani’nda Erivan polis teskilatinin %80′inin korumasina gerek kalmadiginda belki tum Nisan ayina yayilacak bu guzel dusler…

Jean Pierre’in diline saglik…cok zevkliydi..

Yorum Yaz