Yazara göre Arşiv:

23-24-25 Nisan’ı anmak

Tarih en ilgili olduğum alanlardan biridir. Önemli ya da önemsiz günlerin hafızamda kök salması bu yüzden olsa gerek. Onca önemli gün arasında 23-24-25 Nisan üçlüsünün anlamı daha farklıdır benim için. Belki de yılın en önemli ardışık üç günüdür 23-24-25 Nisan. Ve her üç tarihte de başrol oyuncusu, biz kabul etsek de etmesek de, doğru da olsa yanlış da olsa, gururlansak da utansak da, biziz. Böyle bir durum hiç bir millete nasip olmaz, kıymetini bilmek lazım… Atalarımı tekrar saygıyla anıyorum…
Devamını oku

VC in EM

Geçen hafta uzun süredir beklediğimiz 2. “Venture Capital in Emerging Markets”, Gelişen ülkelerde Risk sermayesi konulu panel vardı. Türkiye’de gerçek anlamda ilk defa risk sermayesi (venture capital) fonu kuran Golden Horn Ventures tarafından gerçekleştirilen panelde yine dünyanın önde gelen risk sermayecileri ile dolu dolu bir gün geçirdik. Ortaköy’deki Feriye Lokantası’nın manzarası için bile gidilebilecek paneldeki ilgi azlığı beni yine hüsrana uğratsa da bu tür organizasyonların Türkiye’de yapılmaya başlanması umut verici. Kısa kısa panelde edindiğim izlenimleri aktarmak istiyorum.


Devamını oku

Jean ile Geçen Hafta -2-

Geçen haftalarda iş değiştirmem, memlekete gidip aile ile hasret giderip traktör sefası yapmam vb gibi sebepler yüzünden bu köşemize elimizde olmayan sebepler yüzünden ara vermiştik. (Umarım üşengeçliğimi örten bir mazeret zinciri yaratabilmişimdir.)


Devamını oku

Jean ile geçen hafta -1-

Bundan sonra her hafta dikkatimi çeken haberlere, verilere, sözlere ya da resimlere yer vereceğim ve kendimce minik yorumlar yazacağım. Umarım siz de yorumlarınızla aydınlanmamıza katkıda bulunursunuz.


Devamını oku

Kelimeler ve kökenleri

2004 yaz aylarında ABD’de küçük bir McDonalds’ta çalıştım. Çok iyi hamburger yapardım, müdürüm Sherwood takdir edip güzel bir Yunan restoranında kutlamıştı beni. Neyse anlatacağım bu değil. Sabah 5’te restoranı beraber açtığım ve 6’ya kadar hazır hale getirmede bana yardımcı olan Amerikalı bir arkadaşım vardı. Sabahın o vakitlerinde ne bir müşteri ne de bir çalışan olduğu için rahat rahat sohbet etme imkanımız vardı. Kendisinin diğer çalışanlara göre kültürel kapitali (ilk kez 1973 yılında sosyolog Pierre Bourdieu tarafından telaffuz edilen bir sosyolojik konsept) fazla olduğu için konuşacak daha fazla konumuz olurdu. Bir keresinde İngilizce’nin neden bu kadar yaygın olduğu hakkında konuşuyorduk. Sohbetin ortasında kibirli bir ifade takındıktan sonra “Baksana İncil’deki peygamber isimleri bile İngilizce; David, Isaac, Abraham vs herkes İngilizce’den çevirmiş isimleri” dediği anda beni görmenizi isterdim. Neye uğradığını şaşırmış, dona kalmış, ağzı açık bir halde çocuğa cevap vermeye çalışmış ama verememiş bir Jean Pierre… Ne kadar saçma sapan konuştuğuna mı yanayım yoksa kendi halime mi? Beni görmeliydiniz.
Devamını oku

Sen hangi tür kapitalistsin? -1-

Not: Tamam tamam. Başlığı okuyunca bazı arkadaşların yazıya karşı şimdiden antipatik bir tavır takındığının farkındayım. Bu yazı dizisinde, kapitalist kelimesinin kendisi bile bazı Türk kardeşlerime yaratıcı küfürler üretmede ne kadar yardımcı olduğundan bahsetmeyeceğim. Ya da kapitalist olmanın iyi ya da kötü taraflarından. Kapitalist kelimesini sadece durum tespiti yapmada bize yardımcı olacak güzel bir kelime olduğu için seçtim. Maddi ya da manevi her şeye her olaya kapital olarak bakan bir yaklaşımdan bahsedeceğim biraz.


Devamını oku

Türkiye ve Hindistan’da M&A hacmi

Son günlerde M&A (Mergers and acquisitions, şirket satın alma ve birleşme) faaliyetlerindeki yavaşlamanın Türkiye ve Hindistan üzerindeki etkileriyle ilgili iki haber gözüme çarptı. IndiaPE’nin haberine göre, yılın ilk 9 ayında global M&A hacmi geçen yılın aynı dönemine göre %22 azalarak 3 trilyon dolara düşmüş. 2006 ve 2007 yılında global ucuz likidite çılgınlığıyla zirve yapan M&A hacminde bu kriz ortamında bu kadarlık düşüş bence normal karşılanmalı. Global yavaşlamadan daha kötü etkilenen Hindistan’daki M&A hacmi ise geçen yılın aynı dönemine gore %46 azalarak 49 milyar dolardan 26 milyar dolara düşmüş. Global kriz başladığında Hindistan’ın pek etkilenmeyeceği düşünülürken Lehman Brothers’ın batması ve sonrasındaki gelişmeler tüm pozitif görüşlerin kaybolmasına yol açtı.


Devamını oku

94 krizi ve bizim komedyenler

Magazin haberleri okumak hep ilgimi çekmiştir. Hafta ortasında Okan Bayülgen, Türkiye’deki kendisi dahil 4 büyük komedyenin 94 ekonomik krizi ile çıktığını saptamıştı. Kendisine katılmamak elde değil. Ama katıldığım nokta krizlerin sadece komedyen üretme yeteneği değil tabi ki. Her kriz, bir değişimin habercisi, yeni bir düzenin başlangıcıdır. (Yeni düzenden kastım adil düzen ya da devrim değildir, belirtmek isterim.). Bu karmaşık dönemde dengeler oturuncaya kadar çoğu kimse ya da şirket büyümekten çekinir, magazinel batma haberlerini okumaktan başka bir şey yapmaz ya da bulunduğu konumu korumak amacından başka bir şey gütmekten korkar. Kriz ortamında bir şeyler başarmaya uğraşanlar, komedyenler kadar komik görünürler.

Okan Bayülgen kadar ben de merak ediyorum. Bakalım bizim komedyenler bu kriz döneminde beklentileri karşılar bir performans gösterebilecek mi? Bekleyip göreceğiz.

Global kriz ve iki farklı sonuç

Güzel ülkemden iki kısa haber:

1.  Sürekli takip ettiğim ve girişim sermayesi faaliyetleri konusunda Hindistan’a hayran olmamı sağlayan internet sitesi India PEye göre Turkcell, Hindistan’ın önemli telekom şirketlerinden Datacom Solutions’ı (%51 hissesini) $2.2 milyar dolara almak için görüşmelere devam ediyor.
Devamını oku

Merkez Bankaları, Greenspan ve Çin

FED (Amerikan Merkez Bankası) geçen Çarşamba günü beklentilere paralel olarak faizi 50 baz puan indirerek %1′e çekti. Bugünse uzun zamandan beri arzu edilen şey gerçekleşti ve Japon Merkez Bankası da baskılara dayanamayarak faizi %0.3′e çekti. Asya’da ve diğer gelişmekte olan ülkeler de benzer kararlar aldılar. Haftaya Avrupa’nın da benzer girişimlerde bulunması bekleniyor. Global kriz kendini göstermeye başladığında faiz indirimleri tek yol olarak görülmesine rağmen şu anda vardığımız noktada bunun pek de yeterli olmadığını görüyoruz. Tabi ki suçlunun kim olduğu belli: Yarattığı büyük petrol ve hammadde talebi ile global enflasyonun hortlamasına sebep olan Çin!


Devamını oku