<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>IstanBloggers</title>
	<atom:link href="http://www.istanbloggers.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.istanbloggers.com</link>
	<description>Blogging to future..</description>
	<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 17:19:39 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Karadut Elma&#8217;ya karşı; www.elmacipazari.com.tr</title>
		<link>http://www.istanbloggers.com/karadut-elmaya-karsi-wwwelmacipazaricomtr/</link>
		<comments>http://www.istanbloggers.com/karadut-elmaya-karsi-wwwelmacipazaricomtr/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 13 Dec 2009 16:43:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Orko</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>

		<category><![CDATA[İş dünyası]]></category>

		<category><![CDATA[Apple]]></category>

		<category><![CDATA[Blackberry]]></category>

		<category><![CDATA[James Bond]]></category>

		<category><![CDATA[Mac]]></category>

		<category><![CDATA[Omega]]></category>

		<category><![CDATA[Rolex]]></category>

		<category><![CDATA[Windows]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbloggers.com/?p=146</guid>
		<description><![CDATA[Amerika&#8217;da bilindiği gibi karşılaştırmalı reklam yapılması gayet normal. Bunu Türkiye&#8217;de yapmayı düşünsek ilk başlarda eminim firmalar arası çok sağlam kapışmalar olur. Karşılaştırmalı reklamların en güzelini bugüne kadar sanırım, Casino Royale filminde yaşanan bir replik ile gördüm. Replik şu şekildeydi;
Vasper          : James, o kolundaki Rolex mi?
James Bond   : Hayır, Omega
Film esnasındaki bu replik, James Bond&#8217;un Rolex [...]<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Amerika&#8217;da bilindiği gibi karşılaştırmalı reklam yapılması gayet normal. Bunu Türkiye&#8217;de yapmayı düşünsek ilk başlarda eminim firmalar arası çok sağlam kapışmalar olur. Karşılaştırmalı reklamların en güzelini bugüne kadar sanırım, Casino Royale filminde yaşanan bir replik ile gördüm. Replik şu şekildeydi;</p>
<p>Vasper          : James, o kolundaki Rolex mi?</p>
<p>James Bond   : Hayır, Omega</p>
<p>Film esnasındaki bu replik, James Bond&#8217;un Rolex yerine Omega&#8217;yı tercih ettiğini bangır bangır söylüyor. Son zamanlarda ise özellikle internet ortamında dönen başka bir karşılaştırmalı reklamlar serisi daha mevcut. Blackberry ve Apple&#8230; ama Türkiye&#8217;de karşılaştırmalı reklam yasak olduğu için bu gelişmelerden maruz kalıyoruz. Başımızı belaya sokmamak için gelin isterseniz gelin buna &#8220;Karadut Elma&#8217;ya Karşı&#8221; diyelim ve kurtulalım.</p>
<p><span id="more-146"></span></p>
<p>Kavgayı ilk önce Blackberry başlattı aslında ve şu <a title="BB vs Apple" href="http://www.dailymotion.com/video/x8j291_publicite-comparative-blackberry-ap_tech" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.dailymotion.com/video/x8j291_publicite-comparative-blackberry-ap_tech?referer=');">reklamı</a> yayınladı. Reklama ise cevap hiç geçikmedi ve Apple aynı şekilde cevabı şu <a title="Apple vs BB" href="http://www.dailymotion.com/video/x8omrn_respappleblackberry" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.dailymotion.com/video/x8omrn_respappleblackberry?referer=');">reklam</a> ile yapıştırdı. Reklamları izledikten sonra bu sefer Apple&#8217;ın Windows&#8217;a açmış olduğu başka bir reklam savaşı vardı ki bunların sonuncusu gerçekten <a title="Broken Promises" href="http://www.dailymotion.com/video/xawzv3_new-get-a-mac-ad-broken-promises-wi_shortfilms" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.dailymotion.com/video/xawzv3_new-get-a-mac-ad-broken-promises-wi_shortfilms?referer=');">Windows</a>&#8216;u yerden yere vuruyor. Tüm bu reklamlara baktığımızda koyu bir Blackberry ve Windows kullanıcısı olarak çok rahatlıkla şunu söyleyebilirdim ki; &#8220;Üzgünüm ama ben alışkanlıklarımdan vazgeçmem ve gerek Blackberry gerekse Windows üzerine alternatif tanımam&#8221;.</p>
<p>-dim, dedim çünkü yıllarca Blackberry kullanan bir kişi olarak iPhone&#8217;un gerek işletim sistemi gerekse uygulama zenginliği geçtiğimiz yıl aklımı çelmeyi başardı. Ama dedim ki herşey buraya kadar kimse beni Windows&#8217;dan koparamaz. Ta kiii&#8230; evet ta ki, bir arkadaşımın Mac üzerinden bir resmi iki parmağı ile &#8220;rotate&#8221; etmesine kadar. Şimdi diyeceksiniz ki ne alakası var; rotate sadece işin bir parçası. Hatta ondan da kısaca bahsedelim; normalde bir resmin 90 veya 180 derece çevirmek için resmin altında, sağında, solunda bulunan tuşları bulup tıklamanız gerekir. Hele bir de 90 veya 180 derece dışında farklı bir şekilde döndürecekseniz yandınız. Ayarlardan birşeyler yapılması lazım ki, onu yapana kadar çoktan vazgeçmiş oluyorsunuz.</p>
<p>Şimdi gelelim Apple&#8217;a&#8230; Mac ile iki parmağınızı <a title="2 parmak" href="http://azief.files.wordpress.com/2009/01/picture-61.png?w=450&amp;h=372" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/azief.files.wordpress.com/2009/01/picture-61.png?w=450_amp_h=372&amp;referer=');">sağ sol yaparak</a> tıklamadan resmi rotate ettirebiliyorsunuz. Bunu gördüğüm an Mac beni benden aldı bir kere. Ama sadece bir rotate için o kadar para verilir mi? Hayır verilmez ancak zaten Apple da bu kadarla kalmıyor, hayatınızı kolaylaştıran inanılmaz bir &#8220;deneyim&#8221; setine dönüşüyor. İşte o zaman verilir mi? Bence verilir. Henüz almadım ama ilk fırsatta Apple deneyimini yaşamak lazım hepinize bunu iletmeden yapamayacağım. Yukarıda belirttiğim Karşılaştırmalı Reklam ve Deneyim Pazarlaması (Experience Marketing) konularını içeren bir web sitesi dikaktimi çekti ve aslında buradan paylaşmak istedim; <a href="http://www.elmacipazari.com.tr" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.elmacipazari.com.tr?referer=');">www.elmacipazari.com.tr</a> . Bu sitede teknolojiye çok açık olan bir bölgeden tüm Türkiye&#8217;ye hizmet veren ve yeni teknelojileri sunan bir e-ticaret dükkanının <a title="Elmacı" href="http://www.elmacipazari.com.tr/neden-mac.html" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.elmacipazari.com.tr/neden-mac.html?referer=');">&#8220;neden mac&#8221;</a> başlıklı sekmesinde hem çaktırmadan PC vs Apple karşılaştırması yapılıyor hem de Apple&#8217;a yumuşak bir geçişle neler kazanabileceğinizden bahsediyor. Yazıya bu açılardan bakınça dikkatimi çekti ve buradan da paylaşmak istedim.</p>
<p>Sürekli yeni deneyimlerden haberdar olabileceğiniz bu siteyi ara ara ziyaret etmenizde mutlaka fayda olduğu görüşündeyim. Kim bilir belki bir gün siz de alışkanlıklarınızdan kurtulup hayatınızı kolaylaştıracak deneyimlere bir adım atarsınız.</p>
<p> </p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbloggers.com/karadut-elmaya-karsi-wwwelmacipazaricomtr/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Pazarlamanın 4P&#8217;si vs Facebook&#8217;un 1F&#8217;si: Lezzet Tutkunları &#38; After Work Party</title>
		<link>http://www.istanbloggers.com/pazarlamanin-4psi-vs-facebookun-1fsi-lezzet-tutkunlari-after-work-party/</link>
		<comments>http://www.istanbloggers.com/pazarlamanin-4psi-vs-facebookun-1fsi-lezzet-tutkunlari-after-work-party/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 09 Nov 2009 21:20:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Orko</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Gezi]]></category>

		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>

		<category><![CDATA[Istanbul]]></category>

		<category><![CDATA[Keyif]]></category>

		<category><![CDATA[Mekanlar]]></category>

		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>

		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<category><![CDATA[4p]]></category>

		<category><![CDATA[after work party]]></category>

		<category><![CDATA[facebook]]></category>

		<category><![CDATA[lezzet tutkunları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbloggers.com/?p=145</guid>
		<description><![CDATA[İster inanın ister inanmayın&#8230; bir pazarlama mezunu ve pazarlama uzmanı olarak Pazarlamanın 4P&#8217;sine inanmam. Yakışıklı bir kaç ezbere söz yaratma çalışması olduğunu düşünürüm hep. Mesela 4P&#8217;de CRM nerededir? Ya da yeni adıyla CEM (Customer Experience Management) ? Hangi P&#8217;nin altına girer? Klasik pazarlamacılar büyük ihtimalle okuymayı bırakacaklardır ama üzgünüm; bence pazarlama, ürünü/servisi almam için evden [...]<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İster inanın ister inanmayın&#8230; bir pazarlama mezunu ve pazarlama uzmanı olarak Pazarlamanın 4P&#8217;sine inanmam. Yakışıklı bir kaç ezbere söz yaratma çalışması olduğunu düşünürüm hep. Mesela 4P&#8217;de CRM nerededir? Ya da yeni adıyla CEM (Customer Experience Management) ? Hangi P&#8217;nin altına girer? Klasik pazarlamacılar büyük ihtimalle okuymayı bırakacaklardır ama üzgünüm; bence pazarlama, ürünü/servisi almam için evden çıktığım an ya da bilgisayarımın kapağını kaldırdığım anda başlar aynı ürünü/servisi 2. defa almama geçen süreye kadar hepsini kapsar. Bunu buradan tartışmak şimdi çok mantıklı değil. Çünkü konumuz 4P&#8217;nin de ötesinde hobilerden nasıl yeni iş süreçleri oluşur bunları incelemek&#8230; Hem de sadece Facebook&#8217;ta bir hesap açarak.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-145"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Sizi bilmem ama ben farklı yemekleri tatmaktan gayet memnun olurum. Evet uzak doğu yemekleri ya da enteresan balık türleri çok cezbetmez aslında ama sevdiğim tatların çeşitli kombinasyonlarını denemek oldukça hoşuma gider. Uzunca bir zamandır da bir çok TV kanalında gurmelerin farklı restaurantlarda gezip gezip yemek yemelerine imrenmişimdir. O restaurantlara bir de siz gidip yemek yemeye kalktığınızda sanırım 1 haftalık yemek bütçenizi yatırmak durumunda olurdunuz.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki düşünün ki 5 arkadaş bir araya gelip bir facebook sayfası açıyorsunuz, yediğiniz yemekleri, tarfilerini paylaşıyorsunuz&#8230; Sonra diğer arkadaşlarınızda oraya gidiyor&#8230; Derken toplu halde gitmeye başlıyorsunuz ve bir bakmışsınız gruptaki kişi sayısı katlanarak artıyor&#8230; Toplu rezervasyon sayıları 50&#8242;leri 70&#8242;leri buluyor&#8230; Ee haliylen artık restaurantlarla pazarlık şansınız artıyor. Normalde fiks menüsü 100 TL olan yere 50 TL&#8217;ye gidiyor bir de ekstradan bu menüye artı tatlar ücretsiz katılıyorsa dokunmayın keyfimize&#8230; İşte bunu <a title="Lezzet Tutkunları" href="http://www.facebook.com/lezzettutkunlari#/group.php?gid=69757568915&amp;ref=ts" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.facebook.com/lezzettutkunlari_/group.php?gid=69757568915_amp_ref=ts&amp;referer=');">Lezzet Tutkunları</a> uzun bir süredir çok başarılı bir şekilde yapıyor. Hatta artık gazete ve dergilerde tam sayfa yer alıyorlar -laf aramızda eğer yarım sayfa ayırabiliyorsa dergi ve gazetelerin gurme sayfalarında, bir de özür diliyorlar : ) -. Şu ana kadar 900&#8242;e yakın üyesi bulunan Lezzet Tutkunlarına artık bir çok firma şarap tadımları düzenlemeleri, özel davetler organize etmelerini istiyorlar. Sosyal ağların gücü istemeden sizi bir hobiden alıp eğlenceli, sorumluluk sahibi ve karlı (indirimli yemeklerden bahsediyorum, çünkü kurcular bunu halen ücretsiz gerçekleştiriyorlar) bir uğraşın içine atıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İlginizi çekmedi mi? Peki, işi biraz ticarileştirelim o zaman? Diyelim ki etrafınızda bir çok kaliteli insan var, aynı şeyleri yapmaktan zevk alıyor, iş çıkışı bir kaç tek bir şey atarak sosyalleşmek ama seviyeyi düşürmemek niyetindesiniz. İstanbul&#8217;un seçkin mekanlarıyla anlaşıp az önce yukarıda bahsettiğimiz formatın hemen benzerinde iş çıkışı partiler organize ettiğinizi düşünün. <a title="After Work Party" href="http://www.facebook.com/lezzettutkunlari#/pages/After-Work-Party-Istanbul/90447352125?ref=ts" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.facebook.com/lezzettutkunlari_/pages/After-Work-Party-Istanbul/90447352125?ref=ts&amp;referer=');">After Work Party</a>&#8216;ler İstanbul&#8217;un gözde mekanlarında artık yerini almaya başladı ve tahmin edin bu grup kendini nasıl büyütüyor? Şaşırtayım sizi biraz; Facebook üzerinden&#8230; Bugüne kadar 1.200&#8242;den fazla üyesi bulunan bu kulüp, biraz network, bir tutam facebook, üzerine azıcık alkol ve pazarlamanın güzel bir bütünü.</p>
<p style="text-align: justify;">Bence sayfayı kapamadan önce uzun zamandır gerçekleştiremediğiniz hobileriniz bir daha gözden geçirip acaba hangilerini daha eğlenceli ya da hangilerini daha ticari hale getirebilirsiniz bir düşünün derim. Tabi bir de bir facebook hesabı açmayı unutmayın. </p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbloggers.com/pazarlamanin-4psi-vs-facebookun-1fsi-lezzet-tutkunlari-after-work-party/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Yaratıcı Değilim ama Süper Kopyacıyım ve Zenginim</title>
		<link>http://www.istanbloggers.com/yaratici-degilim-ama-super-kopyaciyim-ve-zenginim/</link>
		<comments>http://www.istanbloggers.com/yaratici-degilim-ama-super-kopyaciyim-ve-zenginim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 12 Jul 2009 15:20:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Orko</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Girişimcilik]]></category>

		<category><![CDATA[Venture Capital]]></category>

		<category><![CDATA[Azerbaycan]]></category>

		<category><![CDATA[Kopya]]></category>

		<category><![CDATA[Kopyacılık]]></category>

		<category><![CDATA[Yaratıcılık]]></category>

		<category><![CDATA[Yemek Sepeti]]></category>

		<category><![CDATA[Zengin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbloggers.com/?p=143</guid>
		<description><![CDATA[Evde, okulda, işyerinde her zaman &#8220;kopya çekme&#8221;nin ne kadar kötü bir alışkanlık olduğundan bahsedilip, bir de üstüne üstlük aşağılanırsınız. Kimse sizi suçlamasa bile gelenekler ve görenekler otokontrol altında sizin kendi kendinizi suçlamanıza sebep olur ve kopyalamayı düşündüğünüz şeyi ayıp olarak görüp vazgeçersiniz. Peki, size bunu dünyanın bir çok önde gelen firmasının yaptığını, hatta ve hatta [...]<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Evde, okulda, işyerinde her zaman &#8220;kopya çekme&#8221;nin ne kadar kötü bir alışkanlık olduğundan bahsedilip, bir de üstüne üstlük aşağılanırsınız. Kimse sizi suçlamasa bile gelenekler ve görenekler otokontrol altında sizin kendi kendinizi suçlamanıza sebep olur ve kopyalamayı düşündüğünüz şeyi ayıp olarak görüp vazgeçersiniz. Peki, size bunu dünyanın bir çok önde gelen firmasının yaptığını, hatta ve hatta ufak tefek firmaların bile kendi ülkelerinde elde edemedikleri geliri yabancı ülkelerde &#8220;kopyalama&#8221; sayesinde elde ettiklerini söylesem, yine de kopya çekmek hakkında bu önyargılı olur muyudunuz?<span id="more-143"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Bence bir daha düşünmekte fayda var bu açılardan baktığımızda kopya çekmek mevzuna. Hatta ilk önce &#8220;yaratıcılık&#8221; nedir, onu biraz konuşalım! Yaratıcılığın sözlük anlamı kabaca: hiç bir şeyi sıfırdan yaratamayacağımıza göre farklı yerde duran iki (veya daha fazla) fikri birleştirerek yeni bir fikir vb. şeyler üretmek. Herkesin bu boşlukları ya da bu bağlantıları kurması kolay olmayabiliyor. Ancak bu bağlantıyı kuramayanlar çok iyi kopya çekebiliyorlar. Gelin kopya çekmenin sözlük anlamına bakalım: bir ürün, fikir vb. şeylerin aynısını yapmak, tekrarlamak, tekrardan üretmek.</p>
<p style="text-align: justify;">Kısmen kendimi yaratıcı bir insan olarak görürüm. Çevremdekilerle sürekli farklı fikirler, yeni yeni bakış açıları bulmaya çalışarak değer katmaya çalışırım(z). iPhone üzerinde yeni bir uygulama üretip yapılmamışı yapmak ve bu sayede zengin olmak vb. </p>
<p style="text-align: justify;">Ben bu kadar uğraştıktan sonra fikrimi alıp ben uygulamaydığım zaman fikrimi hayata geçirenlere gerçekten çok sinirlenirdim ama artık gayet olumlu bakıyorum. Bu değişimin sebebi ne peki? Hemen ufak bir örnekle açıklık kazandırayım; yakın bir zaman içerisinde Azerbaycan&#8217;a bir ziyaret gerçekleştirdim, bir telekom şirketi ile görüşmelerde bulundum. Şirket yetkililerinden biri, VIP müşterilerine yönelik yeni bir servis sunduklarını, bu servis kapsamında abone verilen numarayı arayarak, hangi fast food firmasından isterse sipariş verebiliyor ve herhangi bir ücret ödemek durumunda kalmıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Servisi ilk dinlediğimde çok fazla rağbet olmayacağını düşünmüştüm ve geri dönüşlerin nasıl olduğunu sordum. Cevap: beklemediğimiz kadar geri dönüş aldık.</p>
<p style="text-align: justify;">Benim öngörüm Türkiye&#8217;de bulunan <a href="http://www.yemeksepeti.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.yemeksepeti.com?referer=');">www.yemeksepeti.com</a> benzeri bir sitenin bu servisin önünü keseceğim yönündeydi. Yemek Sepeti&#8217;ne benzer bir firma olup olmadığını sorduğumda ise internet kullanımının bu kadar yükse olduğu, Bakü gibi 3,8 milyon kişinin yaşadığı bir şehirde bu kadar genç varken kimsenin aklına böyle bir sitenin kurulması akıllarına gelmediğini iletti. Konuştuğum yönetici Türkiye&#8217;den gittiği için yemek sepeti sistemini bilmesini de göz önüne alarak benzer bir çalışmanın işe yarayıp, yaramayacağını sorduğumda, gayet potansiyeli olduğunu söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Konuyu biraz özetleyecek olursak, yemek sepeti&#8217;ni Türkiye&#8217;de buluna, uygulayana ve para kazanınana çok büyük saygım var ancak dünyayı bir daha keşfetmek yerine bu sistemin aynısını Azerbaycan&#8217;da uygulayarak bu boşluğu doldurmak, uygulamak ve para kazanmak gibi bir fırsat duruyor. Firma bunu görmüyorsa benim bunu kopyalarak orada uygulamama üzgünüm ama kimse kızmasın :)</p>
<p style="text-align: justify;">Açıkçası, şu an için böyle bir girişimde bulunamayacağım kısa süre içerisinde ama söylemek istediğim şu ki özellikle bu bölgenin ülkelerinde buradan kopyalanarak uygulanabilecek ve zengin olunabilecek bir çok fikir mevcut. Gözümüzü belki de biraz yeni şeyleri bulmaktan çok bulunanları ihtiyaç sahipleriyle buluşturmaya çalışmamız lazım. Dünyaca ünlü bir çok firma gerek kendi deneyimlerini gerekse başka firmaların (hatta rakiplerinin) benchmarking adıyla alıp paraya para demiyor. Gözünüzü Doğu&#8217;ya dönün ;)</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbloggers.com/yaratici-degilim-ama-super-kopyaciyim-ve-zenginim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Tesadüfün Büyüsü!</title>
		<link>http://www.istanbloggers.com/tesadufun-buyusu/</link>
		<comments>http://www.istanbloggers.com/tesadufun-buyusu/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 23 Jun 2009 23:45:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Başkent Filozofu</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbloggers.com/?p=140</guid>
		<description><![CDATA[siz de düşünmüşsünüzdür zaman zaman; ben yaşantımızın tesadüflerle örüldüğünü düşünüyorum sık sık ...hani o "hayatımıza yön vermek ; her şeyi yapmak bizim ellerimizde ..sen iste yeter ki!" klişesine inanmayı çok istiyorum aslında.. elbet birtakım etkilerimiz olmuyor değil yaşamlarımıza.. çabalamaktan , doğru emeği harcamaktan elbette geri kalmayalım falan.. ama her şey, hep, tam da bizim vermek istediğimiz şekle girebiliyor mu?<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.istanbloggers.com/wp-content/uploads/2009/06/nimetabla.jpg"></a><a href="http://www.istanbloggers.com/wp-content/uploads/2009/06/chartitbungeejumpin0.jpg"></a><a href="http://www.istanbloggers.com/wp-content/uploads/2009/06/nimetabla.jpg"></a>siz de düşünmüşsünüzdür zaman zaman; ben yaşantımızın tesadüflerle örüldüğünü düşünüyorum sık sık &#8230;hani o &#8220;hayatımıza yön vermek ; her şeyi yapmak bizim ellerimizde ..sen iste yeter ki!&#8221; klişesine inanmayı çok istiyorum aslında.. elbet birtakım etkilerimiz olmuyor değil yaşamlarımıza.. çabalamaktan , doğru emeği harcamaktan elbette geri kalmayalım falan.. ama her şey, hep, tam da bizim vermek istediğimiz şekle girebiliyor mu?</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-140"></span>yok bunları kontrol manyağı bir delinin dışavurumları olarak sayıklamıyorum..</p>
<p style="text-align: justify;">sadece gerçekten tesadüflerin yaşantılarımızdaki rolünü merak ediyorum.. düşündükçe dehşetle karışık bir umut kaplıyor içimi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">dehşet kısmı da umut kısmı da kaynağını tesadüflerin ; rastlantı, olasılık,ihtimal , serendipity*, bilinmezlik, olumsuzluk, yanlışlık, kaza, denetimsizlik, şans, alternatif, kesişme, teğet geçme, oyun, süpriz gibi çağrışımlarla değişik şekillerde bir araya gelebilmesinden alıyor..</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>sırf arkadaşının işi çıktığı için yerine katıldığın bir toplantıda hayatının aşkına rastlayabilir insan..</li>
<li>ilkokul öğretmenin işini gerçekten seven biriyse, okul hayatın pozitif başlayabilir yada tersi durumda bir ömür okuldan nefret edebilirsin&#8230;</li>
<li>tatil için günlerce araştırıp, zorla karar verdiğin oteli su basabilir..</li>
<li>kooperatif evin 500 kişilik kurasında, en güzel daire de sana çıkabilir, güneye bakan bodrum katı da!..</li>
<li>doktorsun diyelim ki kurada aydın insanları olan gelişmiş bir kasaba da çekebilirsin; en ücra bir yerde, güvenliksiz bir köyü de..</li>
<li>köşeyi dönünce karşına azılı bir seri katil de çıkabilir, mahallenin bakkalı da..</li>
<li>yıllarca varlığından haberdar olmadığın, yeni rastladığın , seni düşündürten bir kelime/kavram her nasılsa o hafta okuduğun gazetede karşına çıkar..</li>
<li>ilk aşkını tesadüfen bir seminerde/yolda/alışverişte/durakta görüverirsin..</li>
<li>önünden geçip bilet almadığın piyango bayisinin, büyük ikramiye biletini sattığını öğrenebilirsin sonradan..</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-141" title="Nimet Abla" src="http://www.istanbloggers.com/wp-content/uploads/2009/06/nimetabla-300x214.jpg" alt="" width="300" height="214" /></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>planlamak, dünyaya getirmek için alnının damarını patlattığın bebek,tam vazgeçtiğin ve de en hazırlıksız olduğun bir anda beliriverir ufukta..</li>
<li>doğru doktor çıkar karşına kanserden kurtulursun, yanlışına rastlayıp üst solunum yolu enfeksiyonundan öteki tarafı boylayabilirsin..</li>
<li>trafikte yoğunluktan kurtulmak için her günkü güzergahını değiştirip bir yola saparsın , şehir içinde bir vaha ile de karşılaşabilirsin , bir kazanın ortasında da bulabilirsin kendini..</li>
<li>treni kaçırıp bir sonrakine binersin ; 10 yıldır görmediğin eski iş arkadaşına rastlayıverirsin..</li>
<li>sınavda elin kayar bir soruyu yanlış işaretlersin , en istediğin bölüme gitme şansını yitirirsin..</li>
<li>yolda yürüyorsundur kafana 3.katın camı düşer, kafe yerine hastaneye gidip, yaşam savaşı verebilirsin..</li>
<li>tesadüfen bulduğun mektup, senin hakkında bir boşanma dilekçesi/şikayet mektubu da olabilir ; sana ithaf edilmiş aşk dolu bir itiraf da..</li>
<li>doğru sperm doğru yumurta ile birleşemediğinden 7.kızını doğurmak zorunda da kalabilir bir kadın..</li>
<li>bungee jumping yaparken ip kopabilir ..</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-142" title="Jumping!" src="http://www.istanbloggers.com/wp-content/uploads/2009/06/chartitbungeejumpin0-300x198.jpg" alt="" width="300" height="198" /></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>eve normalden 3 saat erken dönüp eşinizi başkasıyla yakalabilirsiniz.. ya da normal zamanda dönüp karnıyarık yapabilirsiniz..</li>
<li>herkesin unuttuğunu sandığınız doğum gününüz bir sürpriz partiyle taçlandırılabilir..</li>
<li>kendinden 1 dakika önce , bir önceki durakta inen bulaşıcı hastalık taşıyan yolcunun koltuğuna kendini atabilir biri..</li>
<li>insan hakları/kadın hakları açısından geri kalmış bir ülkede dünyaya gelip bir karakolun önünde kocanız tarafından bıçaklanabilir bir kadın..</li>
<li>yakalandığın amansız hastalığa, laboratuarda yapılan bir yanlışlık üzerine rastlantısal olarak çare bulunabilir..</li>
<li>bir filmi tam da algılarınızın en açık olduğu bir dönemde izleyip bir sorgulama süreci başlatıp iç dünyanı bambaşka bir yere taşıyabilirsin..</li>
<li>en yakın arkadaşınızın ödünç verdiği kitap önünüzde bilinmeyen bir yol/dünya açabilir..</li>
<li>mahallenizdeki mobesa kamerası kapkaççıyı tespit edebilir..</li>
<li>işyerinde geçirdiğiniz bir kaza sonucu bir anda bacaksız/kolsuz kalamaz mısınız?</li>
<li>uzak bir akrabamızdan unutulmuş bir iyiliğimiz yüzünden yüklü bir miras kalması da sadece filmlerde olur gibi mi geliyor?</li>
<li>eşiniz banyo yaparken bir anda elinizdeki fön makinesi kayıp küvete düşüverse mesela hiç plansız katil ve dul oluveremez misiniz?</li>
<li>birgün bir sokaktan tam da o saatte geçtiğiniz için çok farklı bir tınısı olan bir müzik duyup bir müzik aleti çalmaya başlayamaz mıyız?</li>
<li>borsadaki spekülasyonlar tutar; birden zengin de olabilirsin, her şeyini de yitirebilirsin?</li>
<li>ergenekondan soruşturulan biriyle (yanlışlıkla) telefonda konuşursun birden kendini içerde bulursun; telefonlar çekmiyordur yırtarsın!</li>
<li>hırsız gözüne sizin evi kestirir bir gecede tüm elektronik eşyalarından olursun!</li>
<li>bindiğin otobüse araba çarpar hemen önündeki kişi hayatını kaybeder, bilet almaya 2 saat geciktiğin için sen kurtulursun..</li>
<li>bir restoranın spesiyali diye istediğin yemeği yapan aşcı o gün yoktur çok kötü bir taklidiyle yetinmek zorunda kalabilirsin..</li>
<li>futbol maçı sonrası atılan sevinç atışlarında serseri bir kurşun seni bulabilir..</li>
<li>dededen kalma arsanda hazine/tarihi eser çıkabilir..</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">örnekler binlerce, onbinlerce verilebilir&#8230; sizin de aklınıza neler neler gelmiştir şimdi.. her bir örnek onlarca yol ayrımına gelip, oralardan başka onlarca yollara sapıp bambaşka öykülere vesile olabilir..</p>
<p style="text-align: justify;">şimdi bazılarınız tüm bu örneklerin gidişatını ciddi biçimde değiştirebilecek, çok geçerli önlemler, hazırlıklar, temkinlilikler, özenler , dikkatler olduğunu o yüzden de tümüyle tesadüften söz etmenin yersiz olduğunu söyleyecek!.. haklılar.. da benim burnumu kaşındıran işte o TÜM önlemlere rağmen engel olmadığımız , olasılığı düşük de olsa var olma ihtimali olan kısım!</p>
<p style="text-align: justify;">yaşadığımız her an/her olay küçücük tesadüflere , küçücük zaman kesişmelerine, anlık olasılıklara bağlı değil mi? her birinden sonra hayatlarımız nasıl da bambaşka şekiller almıyor mu? aklınız hep o seçilmeyen seçeneğin, bilmediğin olasılığın getireceklerinde kalmıyor mu? sabah evden mutlu, kendiyle barışık ; toplumsal pek çok sorumluluğunu yerine getirmiş bir yetişkin olarak çıkıp akşam yapayalnız bir enkaz olmayacağınızın garantisi var mı? yada gerçek aşka rastlayamayacağınızın..</p>
<p style="text-align: justify;">ben 7-8 yaşlarımdayken 1 saat sonra, bir gün sonra ne olacağını gösteren, bir şey yapınca sonucunda beni neyin beklediğini, sınava girmeden önce soruları gösteren vs. bir cihaz hayal ederdim..tesadüfler, olasılıklar, bilinmezlik ürkütürdü beni..</p>
<p style="text-align: justify;">oysa evet ürkütücü de olsa bir o kadar da sürpriz barındırdığı için tesadüfün büyüsüne dokunmamak gerek gibi geliyor bana.. o yüzden de facebook!a mesela pek sıcak bakamıyorum örneğin..bir tatil kasabasında tesadüfen ilkokul arkadaşın tombik Mehmet&#8217;e rastlama ihtimalini ortadan kaldırmak için kurulmuş bir tesadüf bozucu gibi geliyor bana.. yada çok hesaplı tatiller.. çok hesaplı ilişkiler..</p>
<p style="text-align: justify;">*Serendipity: mutlu tesadüf; mutlu kaza..</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbloggers.com/tesadufun-buyusu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Zaman&#8230; Sadece birazcık zaman&#8230;</title>
		<link>http://www.istanbloggers.com/zaman-sadece-birazcik-zaman/</link>
		<comments>http://www.istanbloggers.com/zaman-sadece-birazcik-zaman/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2009 12:43:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mata Hari</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<category><![CDATA[zaman yönetimi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbloggers.com/?p=137</guid>
		<description><![CDATA[İyi bir zaman yönetimi üç parçadan meydana gelir; duygu, sistem ve davranış. Zamanla insan arasında geçen savaşta silahların en kuvvetlisi duygulardır. Duygularınızı dinleyip ele alınca kendi içinizde zamana karşı bir sistem oluşturursunuz; ardından da kurduğunuz o sistem davranışa dönüşür. Fakat, ne yazık ki; çevremizde birçok insan zamanın hayatlarında yaktığı ateşi söndüremeyecek ve dışarıdan büyük resmi göremeyecek kadar meşgul. Eğer siz o insanlardan biri olmak istemiyorsanız veya öyleyseniz ama değişmek için tam zamanı diyorsanız aşağıdaki basamakları dikkatlice takip edin. Sonunda zamanınızı nasıl yönetebileceğinize dair birkaç anahtarın sahibi olacaksınız. Size sadece kapıyı açıp içeri girmesi kalacak...<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.istanbloggers.com/wp-content/uploads/2009/06/salvadordali-the-persistence-of-memory-1931.jpg"></a><a href="http://www.istanbloggers.com/wp-content/uploads/2009/06/salvadordali-the-persistence-of-memory-1931.jpg"></a><a href="http://www.istanbloggers.com/wp-content/uploads/2009/06/salvadordali-the-persistence-of-memory-1931.jpg"></a>“Zaman insanları değil; armutları olgunlaştırır.”<br />
Necip Fazıl Kısakürek<br />
Armut olmamak için zamanla başa çıkmaya var mısınız?</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-137"></span></p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.istanbloggers.com/wp-content/uploads/2009/06/salvadordali-the-persistence-of-memory-1931.jpg"></a><img class="alignright size-thumbnail wp-image-138" title="Salvador Dali\'den" src="http://www.istanbloggers.com/wp-content/uploads/2009/06/salvadordali-the-persistence-of-memory-1931-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" />İyi bir zaman yönetimi üç parçadan meydana gelir; <em>duygu, sistem</em> ve <em>davranış</em>. Zamanla insan arasında geçen savaşta silahların en kuvvetlisi duygulardır. Duygularınızı dinleyip ele alınca kendi içinizde zamana karşı bir sistem oluşturursunuz; ardından da kurduğunuz o sistem davranışa dönüşür. Fakat, ne yazık ki; çevremizde birçok insan zamanın hayatlarında yaktığı ateşi söndüremeyecek ve dışarıdan büyük resmi göremeyecek kadar meşgul. Eğer siz o insanlardan biri olmak istemiyorsanız veya öyleyseniz ama değişmek için tam zamanı diyorsanız aşağıdaki basamakları dikkatlice takip edin. Sonunda zamanınızı nasıl yönetebileceğinize dair birkaç anahtarın sahibi olacaksınız. Size sadece kapıyı açıp içeri girmesi kalacak&#8230; </p>
<ul type="disc">
<li><strong><em>Vizyon Yönetmek</em></strong></li>
</ul>
<p style="justify;">Kendimize önce şu soruyu sorarak başlayalım: &#8220;Eğer hayatımı istediğim gibi yaşayabilseydim; neye benzerdi?&#8221; Durun durun! Hemen hayal alemlerine dalmayın; uçmadan tutarlı bir resim oluşturun. Önce yaşamak istediğiniz hayatı; sahibi olduğunuz veya çalıştığınız şirketin nasıl olmasını istediğinizi resmin içine duygularınızla beraber oturtun. Amacınızın ne olduğunu bulmak, neyi gerçekten istediğinizi veya istemediğinizi bilmek; belki de en zor olanı; çünkü hepimiz bir koşuşturma içerisinde zaman gibi akıp gidiyoruz. Aslında kendinize dışarıdan bakabilmeyi başardığınızda zihninizde o büyük resim de oluşmaya başlamış demektir. Resminize ister bir stratejik plan, ister suya düşen hayaller silsilesi adını koyun orada olmak isteyen sizsiniz. Ve unutmayın siz çok özelsiniz&#8230;</p>
<ul style="justify;" type="disc">
<li><strong><em>Bahaneleri Ortadan Kaldırmak</em></strong></li>
</ul>
<p style="justify;">Zamanın sizi yönetmesine izin vermemek adına; ertelenen ve ötelenen ne varsa ortaya çıkarın. Yarattığınız tüm bahaneleri belirleyin. Şimdi o bahanelerden, boş mazeretlerinizden gönül rahatlığıyla kurtulabilirsiniz, artık ne istemediğinizi biliyorsunuz. Zamanla başa çıkabilmenin en önemli adımı da; işte tam bu bahanelerin ardında <em>hemen şimdi harekete geçmek </em>için atılıyor.  Hani az önce çerçeveletip duvara astığınız o büyük resminiz var ya; bahanelerinizin, mazaretlerinizin hepsi orada. Zamanı iyi yönetmek için sizden başka kimseye ihtiyacınız yok; hele zamanı gelsin diyerek zamanın kendisine hiç ihtiyaç yok. O yüzden hemen şimdi harekete geçme zamanı&#8230;</p>
<ul style="justify;" type="disc">
<li><strong><em>Zamanı İşlemek</em></strong></li>
</ul>
<p style="justify;">Bahanelerinizi belirlediniz ve bunları beyninizde kendi kendinize yaratıp büyüttüğünüzü de gördünüz. Artık kendinizi, kendinize ve  zamanınıza adamalısınız ki; ilk basamakta kararını verdiğiniz amacınızı gerçekleştirebilesiniz. Büyük resimde siz duygularınızla hareket ettiniz ve şimdi mantığınızla sisteminizi kuracaksınız. Sistemin yerini alması için ihtiyaçlarınızın neler olduğunu artık biliyorsunuz; istedikleriniz ve istemedikleriniz; zorunda olduklarınız ve aslında zorunda olmadıklarınız&#8230; Bütün bunlar artık ayrıştırıldı; birer sepete kondu. Böylece sisteminizi kurun ve üzerinizdeki yüklerden kurtulun. Atın veya paylaşın yüklerinizi ki hafiflemenin keyfine varın&#8230;</p>
<ul style="justify;" type="disc">
<li><strong><em>Araç Seçmek</em></strong></li>
</ul>
<p style="justify;">Zaman yönetimi için gerekli olan araçlar insandan insana göre değişir; ancak bu araçlar hem maddesel hem de zihinsel olabilir. Zihninizden hangi fikirleri atmanız gerektiğini bilmelisiniz ki; o fikirler üzerinde gereksiz enerji tüketmeyesiniz. Maddesel veya fiziksel olarak da adlandırabileceğimiz karışıklıklardan da kurtulmalısınız; elinize bir çöp kutusu alın ve tüm dağınıklıklarınızı bu kutuya boşaltın. Aynı zamanda bir takvim veya ajanda edinerek yapacağınız işleri sıralayın. Ofisinizi ve masanızı düzenleyin. Üretkenliğinizi önce dağınıklık ve yığınların azalttığını unutmayın. Bununla beraber, dağınık bir ofis veya dağınık bir masa çalışanlarınıza veya iş arkadaşlarınıza sizin hakkınızda kötü mesaj verebilir. Ne yani zamanın beni yönetmesine izin vermemek için bahar temizliğine mi girişeceğim? Evet, aynen öyle. Zamanın sizden aldıklarını biriktirip yığınlaştırmak yerine atın, dosyalayın; tıpkı zihninizdekiler gibi. Zamanınızı yönetmek için odaklanmak şart ise; odaklanacağınız noktalar resminizde çizili ise; gözünüzün önünden kaldırın bütün diğer ayrıntıları&#8230;</p>
<ul style="justify;" type="disc">
<li><strong><em>Başarı Sağlamak</em></strong></li>
</ul>
<p style="justify;">Eğer ilk dört basamağı başarıyla atladıysanız, sisteminizi kurdunuz ve davranış biçimi haline dönüştürdünüz demektir; siz kendinize izin verdiğiniz müddetçe sisteminizi sonsuza dek sürdürebilirsiniz. Ancak, kurduğunuz sistemin gelecekte değişime ihtiyacı olacağını unutmayın. Sakatlandığı zaman yeni egzersizlere adapte olmaya alışık veya formda olabilmek için kendini riske atabilen bir maratoncu gibi siz de iş dünyasındaki ve özel hayatınızdaki bazı değişikliklere hazırlıklı olmalısınız. Çünkü o değişiklikler sizin zamanla yarışınızdaki yarattığınız sistemin içerisinde de sınıfta kalmanıza neden olabilir. Kısacası, ilk etap eğitim şart ki, siz bunu başardınız; ikinci etap değişim şart ki, siz bunun da üstesinden gelebilirsiniz&#8230;</p>
<p style="justify;">Zamanla yarışmaktansa zamanı yönetmeyi bilmek işlerinizi sandığınızdan da kolaylaştıracak. Atmanız gereken dört adım var: Öncelik belirlemek, toplamak, elemek ve davranmak. Yoğun çalışma saatleri olan ve işlerini bir türlü yetiştiremeyen her insanın yaptığı en büyük hata; ilk üç adımı atmadan, hemen dördüncüye zıplamak.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer işe bilgi toplamadan başlarsanız; ihtiyacınız olan ve yapmayı plandığınız herşeyi birden sırtınıza bindirmiş olursunuz; ondan sonra ne elemeyi yapabilirsiniz, ne de neye öncelik vermeniz gerektiğini anlayabilirsiniz. Direkt olarak işe koyulursanız, belki bazı şeyleri başarabilirsiniz;  ama büyük planının içerisinde, yoluna koyduklarınızın sadece önemsiz ayrıntılar olduğunun farkına bile varamazsınız. Topladığınız veriler arasında elemeye başladığınız zaman, üstlendiğiniz o görev için en uygun kişi olup olmadığınızı kendinize sormalı; sepetlerinizi ve resminizi kontrol etmeli, kurduğunuz sisteme ayak uydurmalısınız. Lafın özü; kendinize değer verdiğinizi ruhunuza sistematik olarak hissettirmelisiniz ki zamana küsmesin ruhunuz&#8230; ;o)</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbloggers.com/zaman-sadece-birazcik-zaman/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Altı Şapka</title>
		<link>http://www.istanbloggers.com/alti-sapka/</link>
		<comments>http://www.istanbloggers.com/alti-sapka/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 22 May 2009 22:18:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Melanora</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Danışmanlık]]></category>

		<category><![CDATA[Profesyonel yaşam]]></category>

		<category><![CDATA[İş dünyası]]></category>

		<category><![CDATA[Add new tag]]></category>

		<category><![CDATA[Altı Şapka]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbloggers.com/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[Günümüz iş dünyasında doğru zamanda doğru kararları vermenin ne kadar önemli olduğu ortada ve ben doğru zamanı göstermese de, iyi bir karar alma aracından bahsetmek istiyorum. Geçtiğimiz aylarda, Mehmet Kocabaş’ın Altı Şapka eğitimine katıldım, keyifli olduğu kadar faydalı bir eğitimdi. 
“Paralel Düşünce Araçları” olarak da adlandırabileceğimiz Altı Şapka yönteminin, yaratıcısı düşünce yönetimi konusunda ciddi bir otorite olan Edward de Bono’dur.  Bu yönetimi tam anlamıyla anlayabilmek için aslında eğitimin başladığı yere yani düşünce tarihinin başına gitmek lazım ancak bu kadar çok bilgiyi ne Mehmet Kocabaş kadar zevkli anlatabilirim ne de o kadar iyi bir hafızam var. Ama basit bir dil ile Altı Şapka yönetimini paylaşmak istiyorum.
<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="Times New Roman;">Günümüz iş dünyasında doğru zamanda doğru kararları vermenin ne kadar önemli olduğu ortada ve ben doğru zamanı göstermese de, iyi bir karar alma aracından bahsetmek istiyorum. Geçtiğimiz aylarda, Mehmet Kocabaş’ın Altı Şapka eğitimine katıldım, keyifli olduğu kadar faydalı bir eğitimdi. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="small;"><span style="Times New Roman;">“Paralel Düşünce Araçları” olarak da adlandırabileceğimiz Altı Şapka yönteminin, yaratıcısı düşünce yönetimi konusunda ciddi bir otorite olan Edward de Bono’dur.<span style="yes;">  </span>Bu yönetimi tam anlamıyla anlayabilmek için aslında eğitimin başladığı yere yani düşünce tarihinin başına gitmek lazım ancak bu kadar çok bilgiyi ne Mehmet Kocabaş kadar zevkli anlatabilirim ne de o kadar iyi bir hafızam var. :o)</span><span style="Times New Roman;">Ama basit bir dil ile Altı Şapka yönetimini paylaşmak istiyorum.<span id="more-136"></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="Times New Roman;">Pek çoğunuzun bildiği ve kullandığı SWOT analizini bence çöpe atmanın zamanı geldi çünkü hangisi gücümüz? hangisi fırsatımız? diye düşünmektense rengarenk Altı Şapka’yı kullanmak çok daha pratik.</span></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li>
<div class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Times New Roman;">Beyaz Şapka doğrudan bilgi ve veri ile ilgidir. Bu şapka kafamızdayken en önemlisi elimizdeki ve ihtiyaç duyacağımız bilgileri analiz etmektir.</span></div>
</li>
<li>
<div class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Times New Roman;">Kırmızı Şapka duygular, heyecanlar ve sezgilerimiz ile ilgidir. Bu şapka kafamızda 30 sn’den fazla durmamalıdır çünkü duygularımız bazen çok önemli ipuçları verse de onlarla uzun süre başbaşa kalmanın pek de faydalı olduğu söylenemez. </span></div>
</li>
<li>
<div class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Times New Roman;">Sarı Şapka, renginden de anlaşılacağı üzere pek tabiki iyimserliği temsil eder. Bu şapka ile içinde bulunduğumuz durumun pozitif yanlarını sorgulamamız gerekir.</span></div>
</li>
<li>
<div class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Times New Roman;">Siyah Şapka, Sarı Şapkamızın tam tersine karamsarlığı ön plana çıkarmaktadır. Tedbirli olunması gereken noktaları, mevcut veya olası sorunları ve endişeleri vurgular. Siyah Şapkayı çok uzun takmak veya hiç çıkarmamak çok kolaydır, eleştirmeye veya eksikleri görmeye meyilli yapımız buna kolayca izin verir. </span></div>
</li>
<li>
<div class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Times New Roman;">Yeşil Şapka “yaratıcılık” şapkasıdır. Bence giyilmesi en zevkli şapkalardan biridir ve Şapka, yeni fikirler ve alternatifleri bulmaya yardımcı olduğu gibi bu şapka kafamızdayken beyin fırtınası yapmaya müsait bir ortam vardır.</span></div>
</li>
<li>
<div class="MsoNormal" style="justify;"><span style="Times New Roman;">Son şapkamız Mavi Şapka ise tabiki ortamı toparlamak için kullanılmalıdır yani tüm katılımcılardan en iyi düşünceyi çıkarmak veya bundan sonraki adımları belirlemek amacıyla takılmalıdır.</span></div>
</li>
</ul>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="Times New Roman;">Peki bu Altı Şapka nasıl veya ne zaman takılmalı? Öncelikle her karar alma anında takmayın, etkinliğini azaltabilir. Önemli bir problemin çözümünde, ikilemde kalındığında veya bir iş toplantısında kullanabileceği gibi kişisel olarak önemli dönüm noktalarında kullanmak faydalı olabilir. Ayrıca bir projenin, bir sunum haline getirilmesinde veya rapora dökülmesinde verimli bir araç olarak kullanabilirsiniz. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="Times New Roman;">Hangi sırayla takılması gerektiği konusunda, eğitim sırasında yaptığımız birkaç denemede genellikle yukarıda anlattığım sıra ile kullanmamnın faydalı olduğunu farkettim ancak durumdan duruma değişebilir. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="Times New Roman;">Bu eğitimde, Altı Şapka yöntemi dışında, iyi bir eğitim içeriği hazırlamakla ilgili de çok önemli birşey farkettim. Mehmet Kocabaş’ın renkli iş hayatı anılarıyla zenginleştirdiği eğitimde en etkili kısım, tüm anılardaki kişiler, mekanlar ve tarihler açık açık söylenerek somut olarak ortaya konmasıydı. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="small;"><span style="Times New Roman;">Hade bakalım, renkli şapkalarınızla doğru ve etkili kararlar vereceğiniz günler dilerim. Benden bu kadar :0)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="small;"></span><span style="Times New Roman;">PS: Şimdiye kadar yazı yazarak üretken olabileceğimi hiç düşünmemiştim. Bende bu motivasyonu yarattığı ve bana güvenip istanbloggers arasına kattığı için bu yazımı Edi’ye ithaf ediyorum.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"> </p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbloggers.com/alti-sapka/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Bırakın Google Size Ne Zaman Hastalanacağınızı Söylesin</title>
		<link>http://www.istanbloggers.com/birakin-google-size-ne-zaman-hastalanacaginizi-soylesin/</link>
		<comments>http://www.istanbloggers.com/birakin-google-size-ne-zaman-hastalanacaginizi-soylesin/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 17:04:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Orko</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<category><![CDATA[Google Flu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbloggers.com/?p=133</guid>
		<description><![CDATA[Aslında bu yazıyı Eurovision sonrası yazmayı planlıyordum ama ne olur ne olmaz diye şimdiden gönderme gereği duydum. Çünkü son dönemlerde Google, Hadise veya Norveç&#8217;li diğer şarkıcıdan birinin birinci olacağını söylüyor. Bunu da Google Trends adını verdiği yeni arama aracı üzerinden çıkan sonuçlarla iddia ediyor. Yani Google&#8217;da en çok aranan kelimelere bakarak en popüler kim bunu [...]<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Aslında bu yazıyı Eurovision sonrası yazmayı planlıyordum ama ne olur ne olmaz diye şimdiden gönderme gereği duydum. Çünkü son dönemlerde Google, Hadise veya Norveç&#8217;li diğer şarkıcıdan birinin birinci olacağını söylüyor. Bunu da Google Trends adını verdiği yeni arama aracı üzerinden çıkan sonuçlarla iddia ediyor. Yani Google&#8217;da en çok aranan kelimelere bakarak en popüler kim bunu buluyor ve adayların şansını ortaya koyuyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-133"></span>Şimdi diyeceksiniz ki &#8220;Peki, Google bana ne zaman hasta olacağımı, nasıl söyleyecek? Bununla ne alakası var?&#8221;. Hemen anlatalım;</p>
<p style="text-align: justify;">Google bu yeni arama aracı ile aslında yenilikçi bir bakış açısı ortaya koyuyor. Ben nacizane, &#8220;Sosyal Algının Takibi&#8221; diyorum bu olguya. Peki nedir bu sosyal algı takibi? Bunu da hemen açıklayalım; Google&#8217;da ki tüm aranan kelimelerin nereden, hangi zamanda ve ne sıklıkta geldiğini ölçebildiğimizi düşünün. Sonra bununla Sosyal İhtiyaçları karıştırın&#8230; Biraz karışık oldu di mi? Gelin örnekle açıklayalım.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="http://www.google.com/trends" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.google.com/trends?referer=');">www.google.com/trends</a> adresine girdiğinizde, çıkan bar&#8217;a da &#8220;flu&#8221; yani Türkçesiyle nezle yazdığınızda karşınıza hangi ülke (şehir)&#8217;den, ne zaman flu kelimesi aranmış hemen grafiksel olarak karşınıza çıkıyor. Buraya kadar herşey normal. Bildiğimiz basit bir grafik. Ancak bu grafiğe önem kazandıran nasıl kullandığınız? Çok enteresandır ki Google çıkan bu verileri gidip Sağlık Bakanlığı verileri ile karşılaştırıyor ve tahmin edin benzerlik oranı nedir? %99 civarlarında. Hatta Sağlık Bakanlığının eksik verilerini Google ile tamamlanabilir durumda olduğu görülmüş. Buraya kadar hala sizi etkilemediyse ve &#8221;nasıl olsa olan veriyi sağlıyor, ne faydası var&#8221; diyorsanız, bir de şu açıdan bakın; bu sene  Kasım ayında nezle kelimesinde İstanbul&#8217;da inanılmaz bir artış oldu&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Soru: İnsanlar neden nezle kelimesini arar?</p>
<p style="text-align: justify;">Cevap: Hasta ya da hasta olmaya yakın olduğunda !!!</p>
<p style="text-align: justify;">Google ya da Sağlık Bakanlığı bunu takip ederek hemen bu bölgede bir salgının yakın olduğunu ve buraya ayrılması gereken tıbbi araç gereç ihtiyacının artacağını önceden görse, acaba kaç kişinin canı daha az yanar?</p>
<p style="text-align: justify;">Tabi bunun tüm benzer konular için de kullanabilirsiniz. Hala &#8220;aman banane&#8221; diyorsanız, kış geldiğinde tekrar görüşelim derim :0)</p>
<p style="text-align: justify;">Bu işin internet kısmıydı. Bir de mobil kısmı var bu işin. Türkiye&#8217;de cep telefonu penetrasyon oranı 1/1. Yani herkeste ortalama 1 cep telefonu ya da sim kartıyla çalışan bir cihaz mevcut. Bu kadar kişinin bir yıl içerisinde nereden nereye sadece grafiksel olarak alınabildiğini düşünsenize.</p>
<p style="text-align: justify;">Örnek: İstanbul&#8217;luların yazın 3 aylığına %20&#8217;si Ankara %20&#8217;si İzmir %40&#8242;ı Antalya %20&#8217;si Diğer İller&#8217;e gittiğini düşünün. Gerek kamusal gerekse ticari olarak bu bilgi nasıl bir öneme sahip olurdu. Firmalar nereye, ne zaman, ne kadar yatırım yapabileceklerini gayet net bir şekilde ölçebilirlerdi.</p>
<p style="text-align: justify;">Özetleyecek olursak, Sosyal Algının Takibi&#8217;ni, yüksek kullanıcı sayısına sahip (GSM operatörleri, Internet vb.. yani kitlelerin bilgilerini elektrik ile buluşturan ) kurumlar bilgiyi eğer doğru şekilde yönlendirebilirlerse önümüzdeki dönemde çekirdek iş tanımlarının dışında yeni gelir kaynakları elde etmeye başlayacaklar.</p>
<p style="text-align: justify;">Gelelim Hadise&#8217;ye. Şu anda favori Norveç&#8217;li şarkıcı. Eğer, Hadise birinci, Norveç&#8217;li ikinci olursa, o kadarlık sapmayı da Türk inancı ve Eurovision&#8217;a olan özlem olarak özetleyebiliriz sanırım :0)</p>
<p style="text-align: justify;">Etrafınızda neler oluyor, görmek için, Trends&#8217;i bir ziyaret edin mutlaka.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbloggers.com/birakin-google-size-ne-zaman-hastalanacaginizi-soylesin/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Daha az Seçenek, Daha çok Özgürlük</title>
		<link>http://www.istanbloggers.com/daha-az-secenek-daha-cok-ozgurluk/</link>
		<comments>http://www.istanbloggers.com/daha-az-secenek-daha-cok-ozgurluk/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 May 2009 17:40:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Orko</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbloggers.com/?p=132</guid>
		<description><![CDATA[Daha önce hiç www.ted.com adresini ziyaret ettiniz mi bilmiyorum. Etmediyseniz en kısa zamanda bir göz atın. Dünyanın konusunda en önde gelen isimleri Teknoloji, Eğlence ve Dizayn hakkında tüm dünyaya yön verecek fikirlerini paylaşıyorlar. Kesinlikle ve kesinlikle zorla gidip sadece katılmak için katıldığınız sunumlardan değil. Aksine en önemli özelliği ilgi çekici olması. Eskiden bu organizasyonlar çok [...]<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Daha önce hiç <a href="http://www.ted.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.ted.com?referer=');">www.ted.com</a> adresini ziyaret ettiniz mi bilmiyorum. Etmediyseniz en kısa zamanda bir göz atın. Dünyanın konusunda en önde gelen isimleri Teknoloji, Eğlence ve Dizayn hakkında tüm dünyaya yön verecek fikirlerini paylaşıyorlar. Kesinlikle ve kesinlikle zorla gidip sadece katılmak için katıldığınız sunumlardan değil. Aksine en önemli özelliği ilgi çekici olması. Eskiden bu organizasyonlar çok yüksek ücretlere tabi iken artık <a href="http://www.ted.com" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.ted.com?referer=');">www.ted.com</a> adresinden rahatlıkla izlenebiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-132"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi gelelim buradaki bir videoya; <a href="http://www.ted.com/index.php/talks/barry_schwartz_on_the_paradox_of_choice.html" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.ted.com/index.php/talks/barry_schwartz_on_the_paradox_of_choice.html?referer=');"><strong>&#8220;Barry Schwartz: Paradox of Choice&#8221;</strong></a></p>
<p style="text-align: justify;">Bu videoda Schwartz özetle şundan bahsediyor;</p>
<p style="text-align: justify;">Eskiden sadece 2 tane kot pantolon firması vardı ve ürettikleri modellerde kısıtlı sayıdaydı. En kötü ihtimalle birini beğenmezsem diğerini alıp, alınabilir durumdaki tüm kotlara sahip olarak mutlu oluyordum. Ama şimdi o kadar farklı o kadar çok o kadar iyi &amp; kötü firma ve kot modeli var ki, hangisini alırsam alayım kesinlikle mutlu olamıyorum/olamıyoruz. Bir diğer örnek; markete gidiyorum altı üstü meyve suyu alacağım ama saydım, toplam 97 çeşit meyve suyu var. Hangisi bana en uygun bilmiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8230; ve sonuçta Barry Schwartz diyor ki, çeşit arttıkça çok daha az özgür olabiliyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Diyeceksiniz ki, adam bulmuş sen buraya taşıyorsun, bir de blog yazıyorum diyorsun. Evet, Schwartz çok önemli bir tespitte bulunuyor ama o  da bize ne yapılması gerektiğini söylemiyor. Ya da öneride bulunmuyor. Biraz öneride bulunmak istiyorum aslında. Nasıl mı?</p>
<p style="text-align: justify;">Evet artık gündelik hayatın yoğunluğu ve koşturmacasından ne yazık ki neyin bize uygun yada güzel olduğunu seçmeye vakit ayıramıyoruz. Bunun yerine yakınlarımız neler yapmış, neler önermiş, neler tavsiye etmiş onlara bakıyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Amazon.com sattığı ürünlerin altına yorum ve oylama opsiyonu tanıdığından beri satışlarında artış kaydetti.</p>
<p style="text-align: justify;">Türkiye&#8217;de bir çok kişi yurtdışında çıkmadan önce Ekşisözlük&#8217;ten gidenlerin yorumlarına bakıyor mutlaka.</p>
<p style="text-align: justify;">Facebook, Twitter, Friendfeed&#8217;in en temelde yaptığı şey &#8220;şu arkadaş(lar)ın şunu - şunu yapmış. sen de yap&#8221; demesi.</p>
<p style="text-align: justify;">iPhone uygulamalarında indirenlerden alınan yorum ve oylar satışı direk etkiliyor</p>
<p style="text-align: justify;">Bunların toplamına baktığımızda aslında bir çok firma için yeni bir konsept oluşuyor. Özellikle de mevcutta belirli bir pazara sahip firmalar eğer doğru bir şekilde ürün/hizmet pazarlıyor ve bunun reklamını yaparak geliri arttırmak istiyorsa artık milyonlarca dolar parayı televizyonlara, dergilere ve gazetelere yayması yerine iyi bir yorum ve memnuniyet ölçüm sistematiği ile bunu çok daha ucuza getirebilirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Şu anda Sertap Erener bile friendfeed üzerinden şarkıları ve halkla ilişkileri konusunda direk olarak hayranlarından geri dönüşler alıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Özetleyecek olursak yeni bir satış arttırma yöntemi doğru seçim yapanların yorumlarını henüz seçim yapmamışlara duyurmak.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbloggers.com/daha-az-secenek-daha-cok-ozgurluk/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Şirketler için krizden kurtulmanın yeni yolu: Piggy-Back Marketing</title>
		<link>http://www.istanbloggers.com/sirketler-icin-krizden-kurtulmanin-yeni-yolu-piggy-back-marketing/</link>
		<comments>http://www.istanbloggers.com/sirketler-icin-krizden-kurtulmanin-yeni-yolu-piggy-back-marketing/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 May 2009 10:41:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Orko</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Pazarlama]]></category>

		<category><![CDATA[İş dünyası]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbloggers.com/?p=131</guid>
		<description><![CDATA[İster kriz dönemi olsun ister gelirlerin optimize edilmek istendiği başka bir dönem; kurumlar rakiplerinden bir adım öne geçebilmek için artık direk rakibi olmayan ama aynı sektörde bulunduğu birçok kurumla işbirliği yapıyor ve bu yeni trend'e de Piggy-Back Marketing yani Domuz-Sırtı Pazarlama deniyor.
Domuz-Sırtı bir sihirli değnek mi? Kısaca söylemek gerekirse "Evet". Çok iddialı olabilir ama sayılar gerçekten bunu gösteriyor (her ne kadar elimizde resmi sayılar olmasa da). Dünyada çok fazla bilinmiyor ama bilen küçük, büyük fark etmez hemen hemen bütün kurumlar bu işten karlı çıkıyorlar. Neden herkes bilmiyor? Bu da işin garip tarafı. Aslında her gün kendi gözümüzle de domuz-sırtı pazarlamayı görüyoruz ama çok da fark etmiyoruz.<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İster kriz dönemi olsun ister gelirlerin optimize edilmek istendiği başka bir dönem; kurumlar rakiplerinden bir adım öne geçebilmek için artık direk rakibi olmayan ama aynı sektörde bulunduğu birçok kurumla işbirliği yapıyor ve bu yeni trend&#8217;e de Piggy-Back Marketing yani Domuz-Sırtı Pazarlama deniyor.Domuz-Sırtı bir sihirli değnek mi? Kısaca söylemek gerekirse &#8220;Evet&#8221;. Çok iddialı olabilir ama sayılar gerçekten bunu gösteriyor (her ne kadar elimizde resmi sayılar olmasa da). Dünyada çok fazla bilinmiyor ama bilen küçük, büyük fark etmez hemen hemen bütün kurumlar bu işten karlı çıkıyorlar. Neden herkes bilmiyor? Bu da işin garip tarafı. Aslında her gün kendi gözümüzle de domuz-sırtı pazarlamayı görüyoruz ama çok da fark etmiyoruz.</p>
<p style="text-align: justify;"><span id="more-131"></span>Peki nedir bu Domuz-Sırtı Pazarlama? Gerçekten kim keşfetti, ilk kim uyguladı bilemiyoruz ancak Türkiye&#8217;deki bir çok üniversitede bile ders olarak okutulmaya başlandı. En kaba tabiriyle anlatmak gerekirse; Mevcutta bir know-how&#8217;ı olan &#8220;A firması&#8221;nın bu know-how&#8217;ı üzerinden, kendi satış ve pazarlama hedefine ulaşmak için işbirliği yapması. Biraz karışık oldu değil mi? Gelin Türkiye&#8217;nin dev firmalarından biri bunu nasıl uygulamış bakalım. Bu örneğin oldukça açıklayıcı olacağını düşünüyorum, şöyle ki;</p>
<p style="text-align: justify;">Anadolu Grubu&#8217;nun Efes Pilsen şirketini duymayanımız yoktur. Firma Rusya pazarına açılıyor ve Türkiye&#8217;de harikalar yarattığı dağıtım kanalı stratejisine benzer bir strateji ile Rusya&#8217;da da en çok satış yapan bira firmalarından biri haline geliyor. Tabi Rusya&#8217;da bu dağıtım kanalının kurulması için harcanan yatırımı siz hayal edin. İlerleyen zamanda ise Efes Pilsen yetkilileri bu kanalın sadece bira için kullanılmasının biraz fazla cömert bir yatırım olacağını düşünmüş olacaklar ki; bu dağıtım kanalını kullanmak isteyen bazı &#8220;Su Şirketleri&#8221; Efes Pilsen&#8217;in kapısını çaldıklarında teklife hayır demiyorlar. Teklif şu; biranın yanında su da yer alsın.</p>
<p style="text-align: justify;">Hadi gelin hemen, okulda bize gösterilen &#8220;çözümün sağlaması&#8221;nı yapalım.<br />
Artılar:<br />
1) Efes Pilsen, biraların yanında yer açıyor biraz ama bununla birlikte dağıtım kanalını kullandırttığı için bir bedel alıyor. Çekirdek iş tanımının dışında bir gelir elde ediyor.<br />
2) Su şirketimiz, bir satış ve dağıtım kanalı kurmak ve bu sabit maliyetle uğraşmak yerine, değişken bir maliyetle sattığı su kadar kanal maliyetine katlanıyor.<br />
3) Su ve Bira birbirinin önünü kesmeyen ama yarı-tamamlayıcı ürünler olduğu için satışlara katkısı var. Su almaya gelen bira (eğer alacaksa), bira almaya gelen su (eğer alacaksa) alıyor. Bir nevi işbirliği yapmış ürünler haline geliyorlar.<br />
4) Her iki tarafta kendi rakiplerine karşı önemli avantaj elde ediyor.<br />
Sanırım dört tane önemli artı yeterli olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">Çevremizdeki diğer örnekler ise;<br />
Tam Domuz-Sırtı olmamakla birlikte; YKM&#8217;ler Teknosa stantlarının açılması (resmi olmayan kaynaklardan aldığımız bilgiye göre Teknosa beklemediği bir geri dönüş almış).<br />
Aynı şekilde sefer Tekno&#8217;sa da Turkcell stantlarının açılması.<br />
Bunlar direk Domuz-Sırtı olmasa da ülkemizde de önemli adımlar olarak verebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu arada atlamamız gereken bazı önemli noktalar var. Örnek; bu durumda D&amp;R mağazaları birer Domuz-Sırtı firması mıdır? Kesinlikle hayır. Çünkü bu firma zaten bir satış kanalı durumunda, çekirdek iş tanımı satış kanalı olmak. Domuz-Sırtı&#8217;nda ise yukarıda bahsettiğimiz &#8220;A Firması&#8221;nın çekirdek iş tanımı satış kanalı olmak değil.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu durumda Domuz Sırtı olmanın bazı şartları mı var? Evet. Nedir bunlar?<br />
1) İki firma rakip değil ama yakın sektörlerde olması lazım<br />
2) Aynı hedef kitleye gitmeleri lazım<br />
3) Birbirini &#8220;canibalize&#8221; (yamyamlama) etmemesi lazım<br />
4) Firmanın çekirdek iş tanımında başka bir firmanın ürünlerinin satışını yapmak olmaması lazım<br />
5) Son olarak tabi ki her iki taraf için de karlı olması lazım.</p>
<p style="text-align: justify;">Toparlayacak olursak; irili ufaklı birçok günümüzün ekonomik şartlarından kurtulmak adına bir çok farklı yöntem arıyor. Domuz-Sırtı konsepti birçok firma için hayatta kalma, gelirleri maksimize etme yöntemi olmaması için hiçbir neden görünmüyor. Siz de firmanız için bir iyilik yapın en yakında ki dost firmayı yeri geldiğinde siz taşıyın yeri geldiğinde o sizi taşısın.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbloggers.com/sirketler-icin-krizden-kurtulmanin-yeni-yolu-piggy-back-marketing/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>23-24-25 Nisan’ı anmak</title>
		<link>http://www.istanbloggers.com/23-24-25-nisan%e2%80%99i-anmak/</link>
		<comments>http://www.istanbloggers.com/23-24-25-nisan%e2%80%99i-anmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 02 May 2009 22:31:51 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Jean Pierre</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Genel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.istanbloggers.com/?p=130</guid>
		<description><![CDATA[Tarih en ilgili olduğum alanlardan biridir. Önemli ya da önemsiz günlerin hafızamda kök salması bu yüzden olsa gerek. Onca önemli gün arasında 23-24-25 Nisan üçlüsünün anlamı daha farklıdır benim için. Belki de yılın en önemli ardışık üç günüdür 23-24-25 Nisan. Ve her üç tarihte de başrol oyuncusu, biz kabul etsek de etmesek de, doğru da olsa yanlış da olsa, gururlansak da utansak da, biziz. Böyle bir durum hiç bir millete nasip olmaz, kıymetini bilmek lazım... Atalarımı tekrar saygıyla anıyorum...<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><span style="Arial;">Tarih en ilgili olduğum alanlardan biridir. Önemli ya da önemsiz günlerin hafızamda kök salması bu yüzden olsa gerek. Onca önemli gün arasında 23-24-25 Nisan üçlüsünün anlamı daha farklıdır benim için. Belki de yılın en önemli ardışık üç günüdür 23-24-25 Nisan. Ve her üç tarihte de başrol oyuncusu, biz kabul etsek de etmesek de, doğru da olsa yanlış da olsa, gururlansak da utansak da, biziz. Böyle bir durum hiç bir millete nasip olmaz, kıymetini bilmek lazım&#8230; Atalarımı tekrar saygıyla anıyorum&#8230;</span><span id="more-130"></span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;"><span style="Arial;">Her üç güne de son yüz yılımızda çok büyük anlamlar yüklenmiş durumda ve bazı milletleri derinden etkileme gücüne bile sahip. Bazıları için büyük bir yıkım, bazıları için ise umut kıvılcımlarının atıldığı, milli bilincin yeşerdiği günler. 23 Nisan’da genç cumhuriyetimiz için yepyeni bir dönemin ilk büyük adımı atılırken, 24 Nisan Ermeniler için büyük bir yas kaynağı ve global anlamda birlik beraberliklerini bir kez daha pekiştiren bir tutkal, 25 Nisan ise Avustralya ve Yeni Zellanda için nedenini bile idrak etmekte zorlandıkları, nerede olduklarını bilmeden amansız bir ölüm kalım savaşında taraf olmaya mecbur kaldıkları cihan harbinde “aslında ben kimim” sorusunu sormaya başladıkları tarih. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align: justify;">Hrant abinin 23 Nisan 1996&#8242;da kaleme almış olduğu yazı benim yazmakta zorlandığım konulara tercüman olmuş:</p>
<p style="text-align: justify;"><em>Sancılı on yıllardan çıkmış ulusun tarihinde çok önemli bir akgündür 23 Nisan. &#8220;Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir&#8221; düsturunun meclis salonuna perçinlendiği gündür. Ve böyle bir günün &#8220;yaşam&#8221; denilen çocuğa ve geleceğe akıtılan mirasıdır. Türk Ulusu&#8217;nun belki de en akıllıca yaptığı öngörünün tarihidir. &#8220;Gelecek&#8221; ve &#8220;çocuk&#8221; ne de güzel buluşturulmuştur öyle. Ve de ne ustaca bir değerlendirmedir yıllar sonra 23 Nisan&#8217;ı sadece Türkiye ile sınırlı tutmayıp bütün dünyanın çocuklarıyla paylaşma düşüncesi. Türk çocuklarına da dünya çocuklarına da kutlu olsun.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Yeryüzünün dört bir yanına &#8220;savrulmuş&#8221; Ermeni Ulusu&#8217;nun tarihinde çok önemli bir karagündür 24 Nisan. Üç-beş Ermeni yan yana gelmeye görsünler. Alırlar ellerine pankartları dökülürler sokaklara hemen. Nedir bütün bunların sebebi, niçin yollara düşer bu insanlar 24 Nisan&#8217;da? Tarih, 24 Nisan 1915&#8242;in şafak vakti. Özellikle İstanbul&#8217;daki Ermeni aydınları, yazarlar, sanatçılar, öğretmenler, avukatlar, doktorlar, mebuslar teker teker alınırlar evlerinden. Götürülürler&#8230; ve bir daha da geri dönmezler. İşte, birkaç gün sonra bütün Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde gerçekleştirilen &#8220;Tarihsel Ermeni Dramı&#8221;nın başlangıcıdır bu tarih.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Kim nasıl anlayabilir bunu bilemiyorum, ama hem Ermeni olmak, hem Türkiyeli; hem 23 Nisan&#8217;ı yaşamak bütün coşkusuyla ve ertesi günün bir parçası olmak bütün hüznüyle. Kaç insan bu ikilemi yaşıyordur şu yeryüzünde? Ne anlaması kolay ne de anlatması.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Dilerim kimse de yaşamasın bu ikilemi bir daha. 23 Nisan nasıl daha bir coşkuyla yaşanır? 24 Nisan nasıl hafızalardan sildirilir? Bütün bunlar çözümsüz sorular değil aslında. 23 Nisan bütün çocukların olacaksa eğer ben derim Ermenistanlı çocukların da olsun bir biçimiyle. Çağırın onları da bu kutlamalara. Barıştırın çocukları birbirleriyle, tanıştırın. Sadece 23 Nisan da olmasın 24 Nisan&#8217;ı da katın içine. Daha da uzasın o günler, bütün nisanı katın, bütün baharı katın. Hadi siz beceremiyorsunuz diyelim, varolan kinler engel buna. Bırakın bari dünyayı çocuklara, onlar bu işi halleder, yeter ki engel olmayın siz.</em></p>
<p style="text-align: justify;"><em>Bir başka severim 23 Nisan&#8217;ları. Hem, bizim de hanımla evlendiğimiz gündür aynı zamanda. Gerdeğe girişimiz de 23 Nisan&#8217;ı 24 Nisan&#8217;a bağlayan geceye rastlar. İlk çocuğumuza can verdiğimiz andır o. Ne 23 ne de 24 Nisan. 23,5 Nisan&#8217;dır belki de o an.</em></p>
<p style="text-align: justify;">Hrant abi bu bayrama tüm Nisan&#8217;ı eklememizi istemiş. En azından 25 Nisan&#8217;ı ekleyebilsek. Asıl bayram çocuklarımızın bir daha 23-24-25 Nisan&#8217;a benzer günleri yaşamamasını başarabildiğimizde gerçekleşmez mi? Belki de en büyük bayram budur. 1 ay boyunca kahramanlık şiirleri ezberletip halk danslarıyla büyüklere seyir keyfi sunarak çocuklara eziyet etmek değil.</p>
<p style="text-align: justify;"><a title="Hrant Dink 23.5 Nisan" href="http://www.bianet.org/yazarlar/413/hrant-dink" target="_blank" onclick="pageTracker._trackPageview('/outgoing/www.bianet.org/yazarlar/413/hrant-dink?referer=');">Kaynak 1:</a> Hrant Dink, 23.5 Nisan, 23 Nisan 1996.</p>
<p style="text-align: justify;">Not: Bugün Fatih&#8217;in ölüm yıldönümü. Derin bir sevgiyle anıyorum.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.istanbloggers.com">IstanBloggers!</a> Blogging to future...</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.istanbloggers.com/23-24-25-nisan%e2%80%99i-anmak/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
