Sen hangi tür kapitalistsin? -1-

Not: Tamam tamam. Başlığı okuyunca bazı arkadaşların yazıya karşı şimdiden antipatik bir tavır takındığının farkındayım. Bu yazı dizisinde, kapitalist kelimesinin kendisi bile bazı Türk kardeşlerime yaratıcı küfürler üretmede ne kadar yardımcı olduğundan bahsetmeyeceğim. Ya da kapitalist olmanın iyi ya da kötü taraflarından. Kapitalist kelimesini sadece durum tespiti yapmada bize yardımcı olacak güzel bir kelime olduğu için seçtim. Maddi ya da manevi her şeye her olaya kapital olarak bakan bir yaklaşımdan bahsedeceğim biraz.

Max WeberBu gün hayata Max Weber’in baktığı açıdan bakıp hayatımızı analiz etmeye ne dersiniz? 20. yüzyılın en etkileyici düşünürlerinden birisi olan Weber ki beni de çok etkilemiştir kendisi, 1905 yılında yazdığı Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı kitabında, kapitalizm üzerine çığır açan fikirler ortaya atmış, kapitalizmin doğuşu ile Avrupa’da reform sonrası oluşan yeni Calvinist (önemli bir Protestan mezhebi) ahlakının birbirine paralel sürecini aydınlatmaya çalışmıştır. Weber’e göre, Calvinist ahlakı ile kapitalizmin doğuşu arasında bire bir bağlantı vardır. Calvinist ahlakı, tüm hayatın Tanrı’ya adanmasını ve Tanrı’nın emrettiği şekilde yaşanmasını şart koşmuştur. Tanrı’ya adanan hayatın daha iyi ve güzel olması için ellerinden geleni yapan Calvinist’ler yeni bir çalışma ahlakı oluşturmuşlardır. Rasyonel ekonomik kazanç peşinde koşmak bu ahlakın en önemli unsurudur. Weber bu çalışma ahlakının kapitalizmin sonucu olarak değil kapitalizmin doğmasını sağlayan en büyük faktör olarak görmüştür. Diğer bir deyişle Weber, kapitalizmin Calvinist çalışma ahlakının hedefi olarak değil sadece bir ürünü olduğu iddia eder.
Kapitalizmin doğuşundan biraz bahsettikten sonra, kapitalizmin evrim geçirmiş formlarından biraz bahsedelim.

Kapitalizme karşı en büyük başkalıdırıyı Karl Marx başlatmış, işçinin ve devletin egemen olmasını öngören bir yapının asli unsur olması gerektiğini iddia etmişti. Komunizm dediğimiz bu akıma devlet kapitalizmi ya da işçi kapitalizmi desek herhalde pek de yanlış olmaz herhalde. Buradaki asli unsur, devlet ya da işçi için rasyonel ekonomik kazanç peşinde koşmaktır.
Bizden bir örnek verecek olursak, Kayseri’nin son yıllarda geçirdiği önemli değişimden bahsedebiliriz. Kayseri’deki Anadolu muhafazakarlığından girişimci bir ruhun nasıl oluştuğunu düşünenler Weber’in söylediklerini tekrar gözden geçirebilirler. Weber’e ithafen İslam Kalvinizmi (Islamic Calvinism) olarak adlandırılan Anadolu’daki bu değişim sürecinde Protestanlara benzer bir iş ahlakı oluşmaya başlamıştır. Namaz kılmak ile Vietnam’a mobilya ihraç etmek arasındaki manevi uçurumun kaybolmaya yüz tuttuğu bu ahlaki transformasyon sürecinde her türlü eylemin gerçekleştirilme sebeplerinin en derinlerinde Tanrı’ya hoş görünme çabası olduğunu görmek hiç de zor değil.

Zamanla kapitalist olmaya giden yolda aşırı hız yapılmaya başlanmış, hedefe ulaşmak için aşırıya kaçılmış, kazaya neden olabilecek noktalara gelinmiştir. Vahşi kapitalizm ve komunizm’de bürokrasinin otokratik-oligarşik bir yapı oluşturması buna en güzel örnektir. Weber’in fikirlerinin ışığında ilerlediğimizde, Tanrı’ya olan inancının bir yansıması olarak gördüğü ekonomik kazanç için hiç de rasyonel olmayan yöntemler kullanmaya başlayan vahşi kapitalist, kolaycı bir yaklaşımla Tanrı’ya ulaşmak için araç olarak gördüğü ekonomik kazancı Tanrı yerine koymuştur. Devlet kapitalizmi olarak adlandırdığımız Komunizm’de de benzer süreç, oligarşik bürokrasinin devlete egemen olmasıyla sonuçlanmıştır.

Hangi türden olursa olsun yukarıdaki örneklerden anlıyoruz ki, kapitalisti diğer insanlardan ayıran en önemli özelliği belli bir ideali için rasyonel ekonomik kazanç peşinde koşmasıdır. Bu yazı dizisinde bizi ilgilendiren kapitalizm’in kendisi değil, onun var olmasını sağlayan ideallerdir. Diğer yazımızda mikro anlamda ideallere giriş yapalım…

VN:F [1.0.9_379]
Bu yazıyı değerlendirin:
Bu yazıyı paylaşın:
  • LinkedIn
  • del.icio.us
  • Reddit
  • Digg
  • StumbleUpon
  • Facebook
  • Google
  • Live

8 Yorum

Keyifçi Danışman;   14 Şubat, 2009

Bu guzel yazinin bir noktasinda degindigin Kayseri’deki ekonomik atilim uzerine de bir yazi bekliyoruz

Jean Pierre;   15 Şubat, 2009

Kayseri’deki ekonomik atılım güzel bir blog konusu olmayı fazlasıyla hakediyor. Geçen hafta içi, Kayseri Sanayi Odası Başkanı Mustafa Boydak’ın 2009 reel büyüme beklentisi gözüme çarptı. Herkes eksi büyüme beklerken, hükümet bile %4′lük hayali büyüme hedefini %0′a çekme sinyalleri verirken, Boydak, %3′lük büyümeden bahsediyordu. Tamam, bu beklenti biraz kaçık olabilir ama bu büyüme inancı %3′lük büyüme kadar önemli bence. Kayseri’yi Kayseri yapan önemli faktörlerden birisi de bu olsa gerek. UMUT…

Edi;   16 Şubat, 2009

Her cümlesinde “UMUT”u ön plana çıkaran Jean’ın adını “Jean L’Espoir” koydum ben… Umut üzerine de bir yazı bekliyoruz!

Edi;   16 Şubat, 2009

Şimdi dikkat ettim de Jean yazıyı 14 Şubat’ta (Sevgililger Günü) :) yayınlamış. “Kapital” sevgisini mi vurgulamak istedi acaba? :D

B.Şafak Dugan;   11 Mart, 2009

Yazı genel olarak güzel; hem üslup hem içerik açısından..aaancaaak “Komunizm dediğimiz bu akıma devlet kapitalizmi ya da işçi kapitalizmi desek herhalde pek de yanlış olmaz herhalde” görüşü ya Jean Pierre tarafından desteklenip -zorda olsa- bizler ikna edilmeliyiz;
yada kapitali edinme ereği ortak noktası bir yana bu kapitali kimlere/ nasıl kullandırmayı hedeflediği bağlamındaki büyük FARK vurgulanarak komunizme hakkı teslim edilmeli..
ne de olsa ;komünizm temelinde sınıfsız, ortak mülkiyete dayalı bir toplum kurulması isteğidir..Sosyalizmin ardılı olarak ele alınması teorilenen komunizmde iktidar ve üretim araçlarının halk tarafından kontrol edildiği/kullanıldığı bir toplum fikri hakimken kapitalizm aksine özel mülkiyetin, üretim araçlarının ağırlıklı bir bölümüne sahip olduğu herşeyin (ücret-mal-hizmet-üretim..vs) fiyatlarının piyasa ekonomisinin belirlediği bir sistemdir.. yaniiiiii amaç farklı iken görüntüde örtüşen bir eylem var (mış gibi) tespit yapmak abesle iştigaldir (netekim!)..

Jean Pierre;   15 Mart, 2009

Yorumun için çok teşekkürler Şafak. Bir an yorumların Zaman gazetesindeki yorumlara benzer bir süreçten geçtiği konusunda derin kuşkularım oluşmaya başlamıştı. Neyse konumuz yine o değil.
Öncelikle şunu söyleyeyim. Kimseyi ikna etmek (hele hele zorla) gayesinde birisi değilim. Çoğu görüşlerime arkadaş çevremde bile taraftar bulamazken bunun için uğraşmanın faydası olmayacağını öğrendim. Ne de olsa onlarla günün birinde ortak noktada buluşacağımıza inanıyorum.

Ben bu yazımda hep idealler üzerinden gitmeye çalıştım. Weber’in kapitalizmi doğuran sebep olarak verdiği idealler ışığında yorum getirmeye çalıştım. Niyetim sistemler ile ilgili bir tartışma ortamına girmek değildi. Zaten bunu en baştaki notta da belirtmiştim.

Kapitalizm ile komunizmin amaçların farklı olduğunu ve benim bunun üstünü örttüğünü belirtmişsin. Üşengeç olduğum için yazının ikinci bölümünü yazamadım daha. Orada daha ayrıntılı şekilde anlatmak istiyordum, her olaya kapital olarak bakan bir yaklaşımı. Eleştirini anlıyorum. Haklısın. Ama bu yazıda olaya senin eleştirdiğin yönden bakmıyordum. Umarım, üşenmezsem yakında yazacağım ikinci yazıda daha aydınlatıcı şekilde açıklayabilirim bu yaklaşımı.

Teşekkürler Şafak.

B.Şafak Dugan;   16 Mart, 2009

bekliyoruz efenim.. okuycaz..

Triskon;   17 Haziran, 2009

Sanirim bu yazinin devami gelmeyecek. Blogunuz yaz tatiline mi girdi acaba?

Yorum Yaz