VC in EM
Geçen hafta uzun süredir beklediğimiz 2. “Venture Capital in Emerging Markets”, Gelişen ülkelerde Risk sermayesi konulu panel vardı. Türkiye’de gerçek anlamda ilk defa risk sermayesi (venture capital) fonu kuran Golden Horn Ventures tarafından gerçekleştirilen panelde yine dünyanın önde gelen risk sermayecileri ile dolu dolu bir gün geçirdik. Ortaköy’deki Feriye Lokantası’nın manzarası için bile gidilebilecek paneldeki ilgi azlığı beni yine hüsrana uğratsa da bu tür organizasyonların Türkiye’de yapılmaya başlanması umut verici. Kısa kısa panelde edindiğim izlenimleri aktarmak istiyorum.
Dünyanın önde gelen risk sermayesi şirketlerinden Venrock Capital’dan Ohad Finkelstein’ın sunumunda bariz bir şekilde tekrar anladım ki, İsrail farklı bir ülke. Girişimcilik ruhunu yansıtma konusunda rakipsiz ülke durumunda. Girişimcilere devlet tarafından verilen destek inanılmaz ve herkes batma hikayelerini göğsüne istiklal madalyası takmış gibi anlatıyor. Ameirkan Teknoloji Borsası NASDAQ’ta ABD’den sonra en çok yabancı teknoloji firması İsrail’den. Hemen hemen global teknoloji firmalarının hepsinin İsrail’de ARGE üssü ya da merkezi var. Risk sermayesi fon toplamının milli gelire oranı en yüksek yine İsrail’de. Kafanızı fazla bilgiyle doldurmak istemiyorum. Ohad İsrail’in girişimcilik konusunda neden bu kadar başarılı olduğu konusundaki en ince ayrıntıyı en son verdi: Yahudilerin hayatta kalma savaşında binlerce yıllık başarısı ve bunun genlerine işlemiş olması. Haksız sayılmaz.
Anlatmadan geçemeyeceğim. Ohad daha çok şey icat etmemiz gerekiyor derken Amerikan Patent Enstitüsü başkanını istifa mektubunu okudu. 1895 yılında görevinden ayrılmak isteyen başkan, dünyada potansiyel inovasyonların %95’nin gerçekleştiğini ve bundan sonra önemli bir icat ya da inovasyon göremeyeceklerini belirtip istifasını istiyor. Ne garip değil mi?
Harvard Business’tan Umair Haque’ın konuşması için tam anlamıyla ufuk açıcıydı. Sunum ortasında uyuyup kalmama ve Marketeer’ın beni zorlukla uyandırmasına rağmen beyindeki nöronlar daha farklı çalışmaya başladı. Çünkü anlattıkları şimdiye kadar öğrendiğimiz, bazılarının doğanın kanunu bazılarının vahşi dediği kapitalizmin hangi yöne doğru evrilmek zorunda olduğu ile ilgiliydi. Yapıcı kapitalizm ( Constructive Capitalism, Capitalism 2.0 ) adı verilen bu konseptte kapitalizmin her zaman değiştiğini ve farklı bir faza geçtiğini anlatıyor. Yapıcı kapitalizmin 10 altın kanunu var ve hepsi birbirinden şok edici:
- Stateji sadece bir hammaddedir.
- Rekabetin modası geçmiştir.
- İdealden daha asimetrik bir şey yoktur.
- Yarın bugündür.
- Alım satım işlemlerinden ziyade bağlantılarla ilgilenin.
- Ürüne değil insana odaklanın.
- Verimlilikten ziyade yaratıcılığa önem verin.
- Gelir ve kazançtan ziyade sonuca odaklanın.
- Avantaj insanın DNA’sındadır.
- Bİr sonraki devrim kurumlarla olacaktır.
Örneğin stratejinin artık su, buğday gibi (commodity) emtia haline geldiğini, onun yerini ideallerin alacağını söylüyor. Verdiği örnek de çok çarpıcı. Apple CEO’su Steve Jobs’ın iyi bir stratejist olmadığını ama dünyanın en büyük idealistlerinden biri olduğunu ve başarısının arkasında bunun yattığını vurguluyor. Şimdiye kadar bildiğimiz doğruları yanlışa çıkaran Umair’in ikna konusunda başarılı olduğu hakkında yorum yapamıyorum çünkü hala anlattıklarını özümseyemedim. Bir sonraki yazımda bu konuyu daha ayrıntılı şekilde irdelemek istiyorum.
Endeavor girişimcilere destek vermeyi amaçlayan ve kar amacı gütmeyen uluslararası bir dernek. Avrupa’daki ilk ofis olarak 2006 yılında kurulmasına rağmen geçen kısa zamanda destek verdikleri girişimler arasında Airties, Artesis, Bizitek, Pozitron ve Yemeksepeti de bulunuyor. Genel Sekreter Didem Altop Türkiye’de girişimcilik konusunda yaptıkları araştırmadan çıkan çarpıcı istatistikleri paylaştı. Türkiye’de çalışan nüfusun ancak %6’sının girişimci olduğunu ve bunların da %80’den fazlasının girişimci olmaktan başka çareleri olmadığı için girişimci olduklarını belirtti. Yani her yüz kişiden yalnızca biri kariyeri bırakıp girişimci olan kesimden. Araştırmanın ayrıntılarını bilmediğim için yorum yapmak istemiyorum ama bu yüzde birlik kesimde kariyeri bırakıp restoran açıp keyif yapmak isteyen kesim yoktur, yoksa halimiz daha da berbat. Bunun nedenlerini araştırmak lazım. Bu da başka bir blog yazısı konusu olsun.
Not: Golden Horn Ventures, Amerika’dan gelen Mae Mehtap Özkan, Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyetinden Ahmet Aykaç ve Can Paker tarafından kurulan Türkiye’deki ilk teknoloji odaklı risk sermayesi fonlarından biri. Şimdilik 4 start-up’a yatırım yapan şirket Türkiye’deki genç kuşağın dinamizminin teknoloji sektöründe yarattığı fırsatların farkında olan beyinlere yardım yapmak istiyor. İlk organizayonu geçen haziran ayında yaptığında yine koşa koşa gitmiştik. Beni etkileyen ve hayatıma yön veren ender panelllerden birisiydi. Bu organizasyonda başarılıydı. En azından aynı amaç için yanıp tutuşan beyinleri buluşturmak başlı başına takdire şayan bir durum. Mae’yi tüm uğraşları için teşekkür ediyorum.
5 Yorum
Jean Pierre; 23 Nisan, 2009
Melanora sana hak vermemek elde değil. Girişimcilik konusunu kimle konuştuysam 2 sebep sunuyorlar. Yeterli tecrübemiz ve kapitalimiz yok. Tecrübe konusunda itirazım yok. Eğer tecrübe ile bağlantılı girişimlere adım atılacaksa ne ala. Ama kapital konusunda ise onlar gibi düşünemiyorum çünkü girişimcilik için kapital en önemli sınırlama değil. Yeter ki bizim fikrimiz ve daha da önemlisi onu gerçeğe dönüştürecek azmimiz olsun. Kapital ve strateji bir commodity fakat idealler değil. Umair Haque’tan tek aklımda kalan da bu oldu sanırım…
Neyse ayrıntıları bir diğer yazıya saklayayım…
Marketeer; 24 Nisan, 2009
Sevgili Jean,
Gittiğimiz seminer en güzel bu şekilde anlatılabilirdi, çok teşekkürler yazdıkların için.
İki şey söylemek istiyorum. Birincisi Ohad’ın sunumu sırasında söylediği çok önemli bir nokta vardı ki o da bugünkü teknolojinin büyük bir kesminin askeri ihtiyaçlardan doğan ürünlerden geldiğidir. Ki İsrail’in bu kadar ilerlemesine şaşırmamak gerek. Lütfen yanlış anlaşılmasın, tek nedeni budur demiyorum, fakat en önemli nedeni budur diye düşünüyorum.
İkinci notum ise konferansta katılımcı olarak nerdeyse hiç bayan bulunmamasıydı. Bu da zaten sınıfta kaldığımız “girişimcilik” dersinde, toplum olarak bayanlarımızın iyice geride kaldığının bir göstergesidir diye düşünüyorum. “Yetiştirilme tarzı” diyen olabilir, “toplum yapısı” diyen olabilir, sebebi ne olursa olsun çözülmesi gereken önemli bir sorunumuz.
Tuana; 25 Nisan, 2009
VC anlamında ülkemizde alınacak daha çok yol var. Doğru dürüst bir “Angel Investor” networkumuz bile yok. Çalışanların %6sı ha. İşmizi kurmamız lazım abi diye atıp tutanları düşününve. Bana sanki daha yüksek olmalıymış gibi geldi rakam. Bu blog nefismiş yahu!
Bu arada başlık daha açıklayıcı olabilirdi. Selamlar. T.
Jean Pierre; 26 Nisan, 2009
“İş kurmak lazım abi”.
Arkadaşlarla sohbetlerde bu cümleyi en az bir kere duymak farz oldu artık. Çoğunun aklında bir fikir vardır, bunu gerçekleştirmek ister ama “Almanya yenildi o yüzden biz de yenik sayıldık” türünden bahanelerle bu girişimi neden yapamayacağını anlatmaya başlar. Onun için fikir bile önemli değildir artık. Kendini bu işi yapamayacağına inandırmaya çalışmakla meşguldür. Kendisini başarılar dilemekten başka yapabileceğimiz bir şey yok. Ben denedim oradan biliyorum.









Melanora; 22 Nisan, 2009
Jean Pierre, neden girişimci olmadığımız konusu üstünde uzun uzun düşünüp ve tartıştığım bir konu. En azından ben kendi yaşıtlarım ve çevremde yaptığım gözlemlerde gördüğüm şu ki bizdeki en önemli problem cesaret eksikliği. Pek çok kez laf arasında ürettiğimiz iyi projeler bir cafe ortamında sigara dumanına karışıp gidiyor. Her ay garantili bir maaşın ve belli yan menfaatlerin (SSK, özel sigorta vb) esiri oluyoruz. Bu memnur zihniyetini aşamamıza engel olan önemli etken ise bence manevi destek alamıyor olmak.(Maddi olarak desteklenme konusuna girmiyorum bile)