Yaratıcı Değilim ama Süper Kopyacıyım ve Zenginim
Evde, okulda, işyerinde her zaman “kopya çekme”nin ne kadar kötü bir alışkanlık olduğundan bahsedilip, bir de üstüne üstlük aşağılanırsınız. Kimse sizi suçlamasa bile gelenekler ve görenekler otokontrol altında sizin kendi kendinizi suçlamanıza sebep olur ve kopyalamayı düşündüğünüz şeyi ayıp olarak görüp vazgeçersiniz. Peki, size bunu dünyanın bir çok önde gelen firmasının yaptığını, hatta ve hatta ufak tefek firmaların bile kendi ülkelerinde elde edemedikleri geliri yabancı ülkelerde “kopyalama” sayesinde elde ettiklerini söylesem, yine de kopya çekmek hakkında bu önyargılı olur muyudunuz?
Bence bir daha düşünmekte fayda var bu açılardan baktığımızda kopya çekmek mevzuna. Hatta ilk önce “yaratıcılık” nedir, onu biraz konuşalım! Yaratıcılığın sözlük anlamı kabaca: hiç bir şeyi sıfırdan yaratamayacağımıza göre farklı yerde duran iki (veya daha fazla) fikri birleştirerek yeni bir fikir vb. şeyler üretmek. Herkesin bu boşlukları ya da bu bağlantıları kurması kolay olmayabiliyor. Ancak bu bağlantıyı kuramayanlar çok iyi kopya çekebiliyorlar. Gelin kopya çekmenin sözlük anlamına bakalım: bir ürün, fikir vb. şeylerin aynısını yapmak, tekrarlamak, tekrardan üretmek.
Kısmen kendimi yaratıcı bir insan olarak görürüm. Çevremdekilerle sürekli farklı fikirler, yeni yeni bakış açıları bulmaya çalışarak değer katmaya çalışırım(z). iPhone üzerinde yeni bir uygulama üretip yapılmamışı yapmak ve bu sayede zengin olmak vb.
Ben bu kadar uğraştıktan sonra fikrimi alıp ben uygulamaydığım zaman fikrimi hayata geçirenlere gerçekten çok sinirlenirdim ama artık gayet olumlu bakıyorum. Bu değişimin sebebi ne peki? Hemen ufak bir örnekle açıklık kazandırayım; yakın bir zaman içerisinde Azerbaycan’a bir ziyaret gerçekleştirdim, bir telekom şirketi ile görüşmelerde bulundum. Şirket yetkililerinden biri, VIP müşterilerine yönelik yeni bir servis sunduklarını, bu servis kapsamında abone verilen numarayı arayarak, hangi fast food firmasından isterse sipariş verebiliyor ve herhangi bir ücret ödemek durumunda kalmıyor.
Servisi ilk dinlediğimde çok fazla rağbet olmayacağını düşünmüştüm ve geri dönüşlerin nasıl olduğunu sordum. Cevap: beklemediğimiz kadar geri dönüş aldık.
Benim öngörüm Türkiye’de bulunan www.yemeksepeti.com benzeri bir sitenin bu servisin önünü keseceğim yönündeydi. Yemek Sepeti’ne benzer bir firma olup olmadığını sorduğumda ise internet kullanımının bu kadar yükse olduğu, Bakü gibi 3,8 milyon kişinin yaşadığı bir şehirde bu kadar genç varken kimsenin aklına böyle bir sitenin kurulması akıllarına gelmediğini iletti. Konuştuğum yönetici Türkiye’den gittiği için yemek sepeti sistemini bilmesini de göz önüne alarak benzer bir çalışmanın işe yarayıp, yaramayacağını sorduğumda, gayet potansiyeli olduğunu söyledi.
Konuyu biraz özetleyecek olursak, yemek sepeti’ni Türkiye’de buluna, uygulayana ve para kazanınana çok büyük saygım var ancak dünyayı bir daha keşfetmek yerine bu sistemin aynısını Azerbaycan’da uygulayarak bu boşluğu doldurmak, uygulamak ve para kazanmak gibi bir fırsat duruyor. Firma bunu görmüyorsa benim bunu kopyalarak orada uygulamama üzgünüm ama kimse kızmasın :)
Açıkçası, şu an için böyle bir girişimde bulunamayacağım kısa süre içerisinde ama söylemek istediğim şu ki özellikle bu bölgenin ülkelerinde buradan kopyalanarak uygulanabilecek ve zengin olunabilecek bir çok fikir mevcut. Gözümüzü belki de biraz yeni şeyleri bulmaktan çok bulunanları ihtiyaç sahipleriyle buluşturmaya çalışmamız lazım. Dünyaca ünlü bir çok firma gerek kendi deneyimlerini gerekse başka firmaların (hatta rakiplerinin) benchmarking adıyla alıp paraya para demiyor. Gözünüzü Doğu’ya dönün ;)









Onager; 13 Ağustos, 2009
Elinize sağlık…